AKP Tekirdağ Milletvekili ve TBMM Hayvan Hakları Araş. Kom. Bşk. Mustafa Yel, Komisyon raporundaki tavsiyelerin, hayvanseverlerin ve hayvan hakları savunucularının birçok talebinin yasa teklifinde yer almayacağının sinyalini verdi!

Türkiye’deki tüm hayvanseverlerin ve hayvan hakkı savunucularının, hayvanların yaşam hakkının anayasal güvence altına alınması için on yıllardır verdiği mücadelede, belki de en kritik aşamaya gelmiş bulunuyoruz. 2004’te çıkan ve mevcut haliyle hayvanların yaşamını savunmaktan aciz olan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasasının, belli maddelerinde değişiklik önerileriyle önümüzdeki haftalarda yeniden TBMM gündemine gelmesi bekleniyor.

Geçtiğimiz hafta, AK Parti Tekirdağ Milletvekili ve TBMM Hayvan Hakları Araş. Kom. Bşk. Mustafa Yel, hayvanların bir nevi kaderini belirleyecek olan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası’ndaki muhtemel değişikliklerle ilgili çeşitli açıklamalarda bulundu. Bu değişiklikler hayvanların özgür ve güvenli yaşamıyla ilgili önemli soru işaretlerini ne yazık ki tamamen giderebilmekten uzaktır. 

Öncelikle tekrar hatırlatalım: Hayvanları korumak, haklarının anayasal güvence altına alınmasıyla, adı “Hayvan Hakları Yasası” olan bir yasayla mümkün. Yel’in açıklamalarından anlıyoruz ki Meclis’teki beş partinin de üzerinde anlaştığı Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda “Hayvan Hakları Yasası” adıyla çıkması önerilen yasa rafa kaldırılmış durumda. Mevcut kanunun düzenleneceğini söyleyen Yel, Komisyon raporunda tavsiye edilen ve hayvan hakları aktivistlerinin taleplerinin de yer aldığı birçok önerinin dışarıda bırakılacağının sinyalini veriyor.

Çok uzun yıllar hayvanların özgürlüğü ve yaşam hakkı için mücadele eden, ülkenin her noktasından, her toplumsal grubundan, her meslek dalından ve birçok hak savunucusu gruptan gelen insanların oluşturduğu Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi olarak, muhtemel değişiklikliklerin yetersizliğinden duyduğumuz kaygıyı kamuoyuyla paylaşmayı bir borç olarak görüyoruz:

1. Hayvana şiddetin suç olarak tanımlanması ve ceza yaklaşımı

Sıklıkla dile getirdiğimiz üzere, hayvana şiddet tartışmasız olarak suçtur ve gereğince cezalandırılmalıdır. Yel’in açıklaması, şiddet suçlarının 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabileceği yönünde. Bu koşul cezayı hakimin insafına bırakıyor ki, bu da cezanın ertelenebilmesi veya para cezasına çevrilebilmesi, yani failin hapse girmemesi anlamına geliyor. Bu kapsam, yasada hiçbir olumlu değişiklik önermemektedir. Hayvanların yaşadığı zulmün durması için tartışmasız ve ertelemesiz olarak, alt sınırı 3 yıl olmak üzere hapis cezasının yasada net olarak tanımlanması, failin hapse girmesinin hakimin takdirine bırakılmaması gerekiyor. Aksi takdirde, suçun önlenmesindeki en önemli dinamik olan caydırıcılık konusunda yasa başarısız olacaktır. 

Yel konuşmasında hayvana yönelik suçlarda insanlarda olduğu gibi suçun tekrarı durumunda hayvanların hapse gireceğini ifade etmiştir. Ancak hayvanlara yönelik işlenen suçların tespitinin, insanlara yönelik suçlardaki kadar mümkün olmadığını atlayarak… Hayvanlar mağdur edildikleri suçtan insanlar gibi şikayetçi olabilme yetisine sahip değildir. Hayvanların en temel yaşam haklarına yönelik saldırıların çok azı hakkında bilgi sahibiyiz. Bu durum açık bir cezasızlık anlamına gelir ve biliyoruz ki cezasızlık bu suçları işleyen faillere cesaretlendirmeye devam edecek.

Yel, bir hayvanın neslini yok eden kişinin ise 10 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabileceğini ifade etmiştir. Açıklamadan 10 yıl ceza üst sınırı düşünüldüğü anlaşılmaktadır fakat burada da alt sınıra dair bir belirsizlik söz konusudur ve bu cezanın, ertelemesiz ve ivedi olarak uygulanıp uygulanmayacağı netleştirilmemiştir. 

Mustafa Yel, açıklamasında “insana karşı işlenen suçlardan daha fazla ceza vermeme” durumunu da sıkça dile getirmiştir. Türk Ceza Kanunu’na göre; insanlara karşı işlenen cinayet suçu müebbet, eziyet suçu ise ağırlaştırıcı nedenlerin de uygulanmasıyla en az 3 yıl hapis ile cezalandırılır. Cinsel saldırıda ise bu ceza, suçun niteliğine göre en az 12 seneye, çocuklara yönelik işlendiğinde ise en az 16 yıla kadar çıkmaktadır. Bu durumda hayvanlara yönelik şiddet suçlarına istediğimiz cezanın, indirim ve şartlı tahliye durumları da dikkate alındığında az bile olduğu ileri sürülebilir. 

2. Sokak hayvanları, barınaklar, terk, denetleme ve ihbar-şikayet hakkı

Yel’in açıklamalarında, sokak hayvanlarının nüfus yönetimi olarak anlaşılan korkutucu ifadeler yer almıştır. Yel; sokak hayvanlarının sayısının; 6 ay içinde belediyeler, özel idareler ve muhtarlıklarca belirleneceğini ve 4 yıllık bir kısırlaştırma seferberliği başlatılacağını, kısırlaştırmaları belediyelerin yapacağını ifade etmiştir. Bu açıklama, medyaya son günlerde zamanlaması manidar bir şekilde yansıyan “saldırgan köpek” haberleriyle birlikte düşünüldüğünde, medyada “tehlike” olarak itham edilen hayvanların, kısırlaştırma “seferberliği” sırasında yakalanıp belediyelere getirilirken yaşamaları olası muameleyi düşünmek bile istemiyoruz. Yel, hayvanların terk edilmesine de değinmiş ve buna yönelik üç bin liralık para cezasının öngörüldüğünü ifade etmiştir. Bu yaklaşım, sorunu çözmekten uzaktır. Yaptırımın etkili ve caydırıcı olabilmesi için; terk hususunun takip edilebileceği bir denetim mekanizması kurulmalı ve ceza minimum on bin lira olmalıdır.

Mustafa Yel, sertifikası olmayanların barınaklarda çalışamayacağını, sertifikanın ise birkaç aylık bir eğitimle verileceğini ifade etmiştir. Fakat bu eğitimin kimlerce verileceği, eğitimcilerin yeterliliği, bu eğitimlerin içeriklerine sivil inisiyatiflerin katılımı konusu boşlukta kalmaktadır. Yine Yel, barınakların 7/24 kamera ile izleneceğini ifade etmiştir fakat bu görüntülere kamusal erişimin detayları hakkında bilgi paylaşmamıştır. Unutulmamalıdır ki barınaklar, ülke tarihinin en büyük hayvan katliamlarının yaşandığı yerlerdir. Kamunun erişimi ve denetlemeye katılımı, hayvana kötü muamelenin panzehiridir.

Yel’in ifadelerinden; “sahipsiz” hayvanlara yönelik şiddet durumlarında suç duyurularını Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yapacağı, yurttaşların doğrudan Savcılığa başvurma hakkı olmayacağı anlaşılmaktadır. Anayasal ihbar ve şikayet hakkımızın bu şekilde elimizden alınması kabul edilemez. Sahipli-sahipsiz bütün hayvanlarla ilgili adli olaylarda, Savcılıkların re’sen soruşturma açma hakları, bizim de doğrudan Savcılığa ihbar ve şikayet hakkımız vardır, kanunda bu hususa engel teşkil edecek düzenlemeler olmamalıdır.

3. Avcılık, hayvan dövüşleri ve esarethaneler 

Mustafa Yel, her hayvan ölümünde kamuoyunun büyük tepkiyle karşıladığı avcılığın ise, kanunun kapsamına girmediğini ifade etmiştir. Halbuki bizler bilmekteyiz ki, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun çalışmaları kapsamında, katil avcılar meclise davet edilmiş, raporda avdan bahsedilmiştir. Şimdi konu kapsamında değil denmesi akla yatkın değildir. Av cinayettir ve tamamen yasaklanmalıdır.

Mustafa Yel, altını çizerek, sadece köpek ve horoz dövüşlerinin hapisle cezalandırılacağını ifade etmiştir. Bu beyan kulağa güzel gelse de, boğa ve deve güreşlerini kamunun gözünde meşru kılmak anlamına gelmektedir. Hayvan Hakları Yasası’nın, hayvanları duygu sahibi bireyler olarak tarif etmesi ile, boğa ve develerin dövüşlerde eziyet çekmesine göz yumulması arasında derin bir çelişki vardır. Hayvana eziyet suçtur, dolayısıyla hayvan dövüştüren de, hayvanın türüne bakılmaksızın hapis ile cezalandırılmalıdır. Aksi takdirde yasa, hayvanların haklarını gözetmeyen, işkenceyi önleme konusunda caydırıcılığı olmayan, yetersiz bir yasa olmaktan öteye gidemeyecektir. 

Hayvanların “mal” olarak algılanmasının en büyük sebeplerinden biri olan, ticari amaç için kullanım konusuna da değinen Yel, petshoplarda kedi ve köpek satışının yasaklanacağını ifade etmiş, fakat kemirgenleri ve kuşları bu kapsama dahil etmemiştir. Bir kuş ile köpek arasında hissedebilirlik anlamında bir fark olmadığı için böyle bir ayrım mantıklı değildir.”Kedi köpek almak isteyen insanların katalogtan hayvan seçeceğini,  yerli ırk derneklerinin destekleneceğini söyleyen Yel’in bu açıklaması hayvanların üretilmeye devam edeceği anlamına gelmektedir. Hayvanlar birer mal gibi üretilip satıldığı sürece hayvanların yaşadığı sorunlar çözülmeyecek bu yüzden evcil ve egzotik hayvanların satışı ve üretimi tamamen yasaklanmalıdır. Türkiye’de mevcut olmayan hayvanlı sirklerin yasaklanacağını da ifade eden Yel, asıl önemli detay olan bu sirklerin ülkeye girişine izin verilip verilmeyeceği konusunda ise yorum yapmamıştır.

Yel, hayvanat bahçelerinin doğal yaşam parkları haline getirileceğini, “hayvanat bahçesi adı altında yeni tesis açılamayacağını” ifade etmiştir ama bu yaklaşım izaha muhtaçtır. Bu tesislerin kapatılıp, hayvanlara özgürlüklerinin geri verilmeyeceği açıktır, fakat “doğal yaşam parkları” altında yeni tesis açılmayacağının garantisi yoktur. Bu beyan, hayvanat bahçelerini kapatmaktan kaçınabilmek için mevcut durumlarına kılıf uydurulmaya çalışıldığı izlenimini bırakmaktadır.

Mustafa Yel’in yunus parkları ile ilgili söylemleri de yine sorunun odağını kaçırmıştır. Yeni yunus parkları açılmayacağının sözünü verse de, Yel, açık açık parklardaki hayvanların ölene dek gösteri yapacağını ilan etmiştir. Bu tesislerin yasaklanıp hayvanların rehabilitasyona alınması yaklaşımına ise hiç değinmemiştir. Denetimin olmadığı bu parklarda, ölen hayvanların yerine, Türkiye sularından avlanan yeni yunuslar getirilmekte, bir çoğu daha yakalanırken hayatını kaybetmektedir ve bu süreç böyle devam etmektedir. Bakanlık zaten bu tesislerde ne kadar hayvan olduğunu takip etmemektedir. Yunus parkları kapatılmadığı sürece yunuslar bu parklarda ölmeye devam edecektir.

Yel, faytonlar konusunda oluşan farkındalığı gerekçe göstererek konunun taslağa alınmadığını ifade etmiştir. Dolayısıyla, faytonlarda sömürülen atların yasa korumasından mahrum bırakılacağını, yaşamlarının belediyelerin keyfine göre düzenleneceğini bir nevi itiraf etmiştir.

Yeni yasa hayvanları korumayacak!

Mustafa Yel’in yeni yasa ile ilgili değindiği noktalarda belirttiğimiz eksikliklerin, tutarsızlıkların yanı sıra; hak savunucularının yıllardır süregelen mücadelesinin bir yansıması olan, TBMM Hayvan Hakları Meclis Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edilen çoğu maddenin yayında esamesinin dahi okunmamış olmasını kaygıyla karşılıyoruz. Hak savunucuları olarak tüm bu makul taleplerden vazgeçmediğimizi tekrar vurgulamanın elzem olduğu açıktır.

Mustafa Yel’in katıldığı ve yeni yasa ile ilgili bilgilendirme yaptığı bu yayında; kültür, gelenek adı altında yahut kumar nesnesi olarak görülüp nesneleştirilen, yarıştırılan, dövüştürülen hayvanlara, yani günümüzün büyük utancı olan hayvan dövüşleri ve yarışlarına; hayvan deneylerine ilişkin atılacak adımlara ve deneylerde etik eğitim hakkına; kürk zulmüne; atlı faytonlar ve hayvanlarla yapılan yük taşımacılığına; mezbahalar ve üretim çiftliklerinin gözetlenmesine ilişkin taleplere ve havai fişeklerin yasaklanması gereğine dair hiçbir açıklamanın ya da önerinin yer almaması endişe vericidir.

Hayvan hakkı ihlâllerinin türlü boyutlarına ilişkin yasaya yansıtılabilir çözümler içeren bu talep başlıklarına dair hiçbir şey söylemeyen, açıkça hayvanlardan ticari rant elde eden yunus parkları, deney laboratuvarları, hayvanat bahçeleri, kürk ve deri çiftlikleri sahiplerini koruyan ve böylelikle sömürü olarak tanımladığı alanlara dahi müdahale etmeyen bir hayvan hakları yasasını kabul etmiyor, tüm taleplerimizde ısrarcı olduğumuzu tekrar hatırlatıyoruz: https://yasamicinyasa.org/taleplerimiz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s