Dünden bugüne Hayvanları Koruma Yasası

HAKİM’den Fatma Biltekin, Hayvanlara Adalet Derneği’nden (HAD) Avukat Melike Özdemir Ballı ve Avukat Hülya Yalçın ile Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan yeni değişiklikleri konuştuk.

 dokuz8 Haber / 16.08.2021 /  İLKE CAMBAZOĞLU

Hayvan Hakları İzleme Merkezi’nden (HAKİM) Fatma Biltekin, Hayvanlara Adalet Derneği’nden (HAD) Avukat Melike Özdemir Ballı ve Avukat Hülya Yalçın ile Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan yeni değişiklikleri ve yasaya dair verilen mücadele sürecini, mücadelenin nasıl sürdürülebileceğini konuştuk. 2004 yılında yasalaşan kanundan bu yana hayvanların hak ve özgürlüklerini güvence altına alan tekliflerin yok sayıldığının, yasada caydırıcı yaptırımlara yer verilmediğinin altını çizen hayvan hakları aktivistleri, son yapılan değişikliklerin de yetersiz olduğunu belirtti. Meclisteki 5 partinin ortak çalışmaları sonucu kurulan Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda fikir birliğine varılmasına karşın, komisyon raporunun hiçe sayıldığı bir düzenlemeyle karşı karşıya olduğumuz vurgulandı.

Hayvan hakları yasası sonunda çıktı ancak sonuç tatmin edici olmadı. Oysa yıllardır hayvan hakları aktivistleri bu yasa için mücadele ediyor. Mücadelenin tarihçesinden kısaca bahsetmek ister misiniz?

Fatma Biltekin: Türkiye’de hayvan hakları ile ilgili ilk kanun 2004 yılında yasalaşan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu idi. Bu kanun yetersiz bir kanun olmasına rağmen hayvanların çıkarına maddeler içeriyordu, ancak 17 yıl boyunca uygulanmadı. 2011 yılında kanunda değişiklik yapılmasıyla ilgili bir teklif hazırlandı; bu teklif sokakta yaşayan hayvanların toplatılmasına ve bilinmeze gönderilmesine sebep olacak maddeler içeriyordu. Tepkiler sebebi ile geri çekildi, ta ki 2014’e kadar… Teklif 2014 yılında Çevre Komisyonu’nda görüşülüp, kabul edildi ancak tepkiler üzerine genel kurula hiç gelmedi. 2018 yılında Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı teklif ise inanılmazdı. “Hayvana tecavüze 2000 TL ceza” gibi kabul edilemez maddeler vardı, bu teklif de yine tepkiler üzerine geri çekildi. 2019 yılında Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu kuruldu; komisyon hayvanlar lehine maddeler içeren bir tavsiye raporu yayınladı. 2021 yılına geldiğimizde AKP bu raporu hiçe sayarak, bir önceki tekliflerden pek bir farkı olmayan bu kanunu yasalaştırdı.

Melike Özdemir Ballı: Yıllardır hayvanların mal statüsünden çıkarılması, haklarının kendilerine teslim edilmesi, toplumda bilinç değişikliğinin sağlanarak bu adaletsiz düzenin son bulması için verilen bir mücadele var. Yasa çıkmış olsa da; bu mücadele, köleliği ve sömürü düzenini reddeden, yaşamdan yana, hak ve özgürlüklerden yana olan herkesle birlikte devam ediyor aslında. Tarihçeye bakacak olursak, Türkiye’de 2004 yılında yürürlüğe giren bir Hayvanları Koruma Kanunu var. Bu kanun bazı olumlu düzenlemeler getirmekle birlikte yetersiz, uygulanmayan, caydırıcı yaptırımlar içermeyen, birçok hayvanı yok sayan, hayvanların nasıl öldürüleceğini, deneylerde nasıl işkenceler görebileceklerini düzenleyen bir kanun. Biz yıllardır bu kanunun değişmesi gerektiğini, hayvanların hak ve özgürlüklerinin yasal güvence altına alınması gerektiğini söylerken karşımıza her defasında caydırıcı yaptırımlar içermeyen, hayvanların ölümüne, tecrit edilmesine yol açacak tasarılar getirildi. Yılmadan, bıkmadan yıllarca hayvanlar aleyhine getirilecek her düzenlemeye karşı çıktık, eylemler yaptık, meclise gittik. Vekillerle, bürokratlarla, bakanlarla, tüm yetkili kişilerle görüşüp taleplerimizi dile getirdik; sayfalarca belgeler sunduk, videolar izlettik, hak ihlallerinin farkına varılması ve bu düzenin son bulması için uğraştık. 2019 yılında TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu kurulup 5 partinin de ortak çalışması ve imzasıyla ortaya çıkan rapor sebebiyle az da olsa umutlanmıştık. Ama yine caydırıcı yaptırımlar içermeyen, taleplerimizin dikkate alınmadığı, emeklerin ve daha da önemlisi birçok hayvanın görmezden gelindiği bir yasayla karşı karşıya kaldık. Hayvanların değil bir 17 yıl daha, bekleyecek 1 günleri dahi yokken, dünyaya örnek bir yasa çıkarmak için her şey hazırken, tüm partiler arasında bir uzlaşı sağlanmışken, maalesef bir gece vakti çıkarılan ve yine yetersiz kalan bir düzenleme ile mücadeleye devam ediyoruz.

Hülya Yalçın: 2004 yılında yürürlüğe giren ve iyi niyetli olduğunu düşündüğümüz bir iki madde dışında son derece yetersiz olan bir Hayvanları Koruma Kanunu var elimizde. Çıkışını takiben yıllar içinde ne kadar kullanılamaz, ne kadar insan merkezli bir kanun olduğunu fark ederek yeni düzenleme taleplerimizi mütemadiyen dillendirmeye başladık. 2021 yılına kadar çok defa kadük kalan birden fazla düzenleme metni oluştu. Her defasında aylarca süren görüşmeler yaptık. Her partiden vekiller, bürokratlar, her kademeden görevlilerle tüm ayrıntıları görüştük. Ne yazık ki kadrolar sürekli değişti ve biz her defasında en baştan başlayarak yol aldık. Nihai olarak 2019 yılında, meclisteki tüm siyasi görüşlerin ortak iradesinin tezahür ettiği Araştırma Komisyonu raporu ortaya çıktığında hiç olmadığı kadar umutlandık. Çünkü herkes fikir birliği içindeyse bu rapora itiraz edecek kimse yok diye düşünmüştük doğal olarak. Maalesef, bakanlık toplantısı öncesinde ilk sinyallerini almaya başladığımız bambaşka bir düzenleme 14 Temmuz tarihli Resmî Gazete ile yürürlüğe giriverdi. Bunca çalışma, bunca makul ve uygulanabilir talep ve çabaya karşın iyi bir “koruma” kanunu yerine, yine ite kaka zorlayarak cezadan bahseden, esarethaneleri kapatmamak için gerekçeler bulan, hayvanların (bir kısmını) mal olmaktan çıkardık cümlesiyle kendini savunmaya çalışan; beklentilerin çok gerisinde bir 5199 sayılı kanunla baş başa kaldık maalesef.

“HAYVAN SÖMÜRÜSÜ DEVAM EDİYOR”

Yeni düzenlemelerle getirilen hapis cezasının göstermelik olduğunun altını çizen avukatlar Özdemir Ballı ve Hülya Yalçın ise bu cezaların ertelenebilir olduğuna, paraya çevrilebildiğine dikkat çekti. Vatandaşların şikâyet hakkını tanınmayan; hayvanların “mal” statüsünü devam ettiren; satışlarına, kapatılmalarına, öldürülmelerine ve deneylerde kullanılmalarına göz yuman düzenlemelerin insan dahil tüm hayvanların haklarını korumaktan uzak olduğu vurgusu yapıldı.

14 Temmuz’da Hayvanları Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklik Resmî Gazete’de yayınlandı. Yeni yasada ne gibi değişiklikler var?

Melike Özdemir Ballı: Her ne kadar yeni düzenleme ile hayvanlar artık mal değil can olarak görülecek şeklinde bir iddia ortaya konuluyor ise de hayvanlar bir eşya gibi alınıp satılmaya, esir edilmeye, deneylerde işkence görmeye, faytonlarda, yük taşımada kullanılmaya, av-gıda-kürk gibi gerekçelerle öldürülmeye, insan çıkarları için sömürülmeye devam edecek. Kısacası birçok hayvan için değişen hiçbir şey olmadı ve taleplerimiz göz ardı edildi. Yeni düzenleme ile hapis cezaları getirilmesi şüphesiz çok olumlu bir değişiklik ama bu cezaların bir caydırıcılığı yok; ertelenebiliyor, paraya çevrilebiliyor. Üstelik failin cezalandırılabilmesi için -suç üstü halleri hariç- Tarım ve Orman Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerinin Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı başvuruda bulunması şartı aranıyor. Anayasal haklarımızı elimizden alıp uygulamada birçok fiilin cezasız kalmasına yol açacak bu düzenleme adliyelere iş yükü yaratmamak adına getirildi ve biz bu düzenlemeyi kesinlikle kabul etmiyoruz. Tehlike arz eden hayvanları belirleme yetkisi Bakanlık’a verildi ve yasak fiillere bu hayvanların beslenmesi dâhi eklendi. Uygulama Yönetmeliği’nde daha hangi hak ihlallerine yol açacak düzenlemelerle karşılaşacağız henüz bilemiyoruz.

Pet-shoplar’da kedi ve köpek bulundurulması yasaklandı ancak kuş, balık gibi hayvanların satışına devam edilecek. Kedi köpekler de bir eşya gibi katalog üzerinden seçilerek üretim yerlerinde satılmaya devam edecek. Eğer hayvanlar mal statüsünden çıkarılmış olsaydı, hayvanların üretim ve satışını yasaklamış olmaları, onları eşya gören tüm düzenlemeleri kaldırmaları gerekirdi. Aksine son dakika önergeleriyle hayvanların herkes tarafından esir edilebilmesinin önü dâhi açıldı. Gerçek veya tüzel kişiler doğal yaşam parkı adı altında esarethane ve sömürü merkezleri kurabilecek. Bir hayvanı doğal yaşamından koparıp adına doğal denilen alanlara hapsetmenin mantığını hiçbir zaman anlayamayacağım.

Hülya Yalçın: Bu kanunun sunum cümlesi “Hapis cezası getirdik, süs ibaresini kaldırdık, hayvanların mal değil canlı olduğunu kanuna geçtik” olmuştur. Çoğu hayvanseverin de büyük bir sevinçle karşıladığı bu cümleler aslında gerçeklikten uzak ve sadece vitrin cümleleridir. Zaten daha bir ay geçmeden herkes anlamaya başladı. Bir kere hayvan “canlı” olarak kabul edilip korunacaksa niye katalogdan satışı yapılıyor? Niye bazı hayvanlar kesimhanelerde öldürülüyor? Niye bazı hayvanlar insanların av cinayetleri için kullanılıyor? Niye pek çok hayvan deney masalarında can vermeye devam edecek? İşte bu sorular akla gelenlerden yalnızca birkaçı. Hapis cezası ise ülkemiz hukuk sistemine göre zorlu bir süreç ve çok ekstrem bir uygulama olarak karşımıza çıktı. Önemli olan fiile veya hayvana “ne ad verildiği” değil, nasıl uygulanacağının zorlayıcı koşullara bağlı olduğu cezai tanımlardır. Görüyoruz ki yasa metninde bunlar da açık değil. Bizim en büyük talebimiz sokaktaki bir vatandaşın da yasal süreci rahatlıkla devreye sokabileceği bir düzenleme yapılmasıydı. Tam aksi bir şikâyet ve süreç tanımı da bu yasayla ortaya çıktı. Elimizde kala kala “ev hayvanı, süs hayvanı, sahipli hayvan, sahipsiz hayvan” tanımlarında yapılan düzenlemeler kaldı. Onların da bir fonksiyonu yok temel koruma uygulamalarında. Biz şimdi bu olmazlarla dolu yasa metni içinde genel hukuk kurallarını da ele alarak nasıl bir hayvan koruma süreci işletebiliriz onun üzerinde çalışıyoruz. Hepimizin bu süreçleri çabucak öğrenmesi ve içselleştirmesi hayvanların yararına olacaktır.

“YASA TAMAMEN GÖSTERMELİK”

Hayvan Hakları Koruma Kanunu’nda yapılan son değişikliklerin hayvanlardan ziyade rant gruplarına hizmet ettiği kanaatinde ortaklaşan aktivistler, yapılan eylemlerin hayvanlardan çıkar elde edenleri “üzmemek” uğruna görmezden gelindiğini belirtti. Yapılan değişikliklerin ise hazırlanan raporlara göre değil bürokratların görüşlerine göre düzenlendiği savunuldu.

Yasa genel kurulda görüşüldükten sonra cumhurbaşkanı tarafından veto edilsin çağrıları yapıldı, eylemler düzenlendi ancak tüm çabalara rağmen yasa hayvanlar lehine değişmedi. Tüm bu baskılara rağmen yasa neden bu şekilde değiştirildi?

Fatma Biltekin: Yıllardır süren bir mücadele ve oluşmuş kamuoyu baskısı vardı ancak bu, yasa koyucuların pek umurunda olmadı açıkçası. Yasa açıkça hayvanlar üzerinden gelir elde edenleri koruyor ve hayvanların hakları ile hiçbir şekilde ilgilenmiyor; son yıllarda çıkan yasaların hemen hemen hepsinde olduğu gibi tamamen göstermelik ve toplumu kandırmaya dönük maddeler içeriyor. 5 partinin üzerinde anlaştığı rapor çöpe atılıyor ve atanmış bakanların, rant sahiplerinin istekleri yerine getiriliyor ki bu açıkça meclisin bir iradesinin olmadığının göstergesi. Bu durum aslında uzun zamandır ülkeye nüfuz etmiş baskıcılığın, hukuksuzluğun, anti-demokratik uygulamaların sonuçlarından sadece biri.

Melike Özdemir Ballı: Eylemlerden daha önceki yıllarda sonuç almış ve sesimizi duyurmuştuk aslında, ama sanırım artık sesimizi duymaları bir şey ifade etmiyor. O kadar çok konuştuk, o kadar çok anlattık, o kadar çok yazılı belge ve videolar teslim ettik ki… Sesimiz ve taleplerimiz çok net ve ortaktı. Yapılması gerekenler çok açıktı. Eksikleri olmakla birlikte 5 partinin üzerinde uzlaştığı, altına imza attıkları tavsiye niteliğindeki Araştırma Komisyonu Raporu alınıp direkt yasa metnine dönüştürülseydi hayvan hakları mücadelesi çok ciddi bir başarı elde etmiş, hayvanlara borçlu olduğumuz adalet bir nebze de olsa sağlanmış olacaktı. Ancak bunun yerine verilen emek ve mücadele görmezden gelinerek bakanlık bürokratlarının görüşlerini yansıtan, hayvanlardan çıkar elde eden grupları “üzmeyecek”, onları teşvik edecek şekilde bir yasa çıkarılması tercih edildi.

Hülya Yalçın: Eylemlerimiz ve tüm protestolar belli ki öylece film izler gibi seyredilmiş Ankara tarafından. Umurlarında bile olmadığından eminiz artık. Oy ve ekonomik potansiyeli olmayan hiçbir şeyin değeri yok bu siyasette. Adalet, yaşama hakkı, medeniyet falan altı boş hamasi laflar gibi elimizde kaldı. Fazla beklentimiz olmuş bu sistemden aslında. Aralarından birkaçının evinde köpek, kedi var diye “Koruma reflekslerimiz aşağı yukarı aynı, artık sokağın da daha farkındalar” diye düşünmüşüz. Yanılmışız. Bundan sonraki mücadelemiz daha da sertleşecek. Fiili şiddet anlamında demiyorum ama siyasilerin de ötesine geçmemiz gerekecek. Çünkü hayvan sömüren tarafın eli çok “pis”. Yani kelimenin tam anlamıyla pis. Kan var, hırsızlık var, sahtekarlık var, rant var. Ama hayvanların da bize ihtiyacı var. Elimizde ne varsa onunla devam diyoruz kısacası.

“SONUÇLARIN NE KADAR KORKUNÇ OLABİLECEĞİNİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ BELİRLEYECEK”

Getirilen düzenlemelerin, mobil kısırlaştırma yolu ile ihlalleri devam ettirmesi, toplatılan hayvanların bilinmeze gönderilmesi, şikâyet şartının ihlalleri görünmez kılması gibi tehditleri taşıması yanında cezasızlığın önüne geçmediği söylendi. Biltekin, Özdemir Ballı ve Yalçın’a göre yasanın oluşturabileceği sorunları aslen Uygulama Yönetmeliği belirleyecek.

Yasa şu hali ile ne gibi sorunlara sebep olabilir?

Fatma Biltekin: Aslında sonuçların ne kadar korkunç olabileceğini Uygulama Yönetmeliği belirleyecek. Çıkacak yönetmelik ile evdeki hayvan sayısına karışabilecekler ya da 25 bin nüfusun altındaki yerlerde belediyeler hayvanları toplayıp en yakın bakımevine götürecek ve böylece yasal olarak tüm hayvanları toplayacak, bilinmeze gönderebilecekler. Şikâyet şartı ise en büyük problemlerden biri olacak gibi görünüyor çünkü uygulamada sokakta yaşayan hayvanların yaşadığı ihlaller cezasız kalacak.

Melike Özdemir Ballı: En başta doğal yaşam parkları ifadesini çok tehlikeli bulduğumu söyleyebilirim. Çünkü tüm hayvanları kapsayacak şekilde bir düzenleme getirildi ve hangi amaçla açılacağı tam olarak belli değil. Ayrıca yönetmelik ile de evde yaşayan hayvan sayısına sınırlama getirilmesi ihtimali var. “Sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler Bakanlıkça yönetmelikle belirlenir” denilerek birçok alanda olduğu gibi Bakanlık’a geniş bir takdir yetkisi bırakıldı.

“Geçici üniteler” adı altında mobil kısırlaştırma yoluyla yaşanan ihlaller devam edecek, nüfusu 25.000’in altında olan yerlerde hayvanlar tedavi, kısırlaştırma gibi işlemler için en yakın bakımevine götürülecekler. Bu madde maalesef nakilde ölümlere, ormanlara atmaya zemin hazırlayacak. Oysa insan değil hayvan popülasyonunun dikkate alınması gerektiğini dile getirmiş ve her ilçede tedavi ve kısırlaştırma merkezlerinin kurulmasını, 7/24 açık, nöbetçi veteriner hekimlerin ve teknikerlerin olduğu, gerekli teçhizatların yer aldığı hayvan hastanelerinin kurulmasını talep etmiştik.

Elbette uygulamadaki çok ciddi sorunlardan biri Tarım ve Orman Bakanlığı Müdürlükleri’nin Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmadığı her ihlalin cezasız kalması olacak. Ayrıca failler yargılama ardından ceza alsa bile birçok olayda ellerini kollarını sallayarak, “bu kadar avukat ne yapıyorsunuz burada, sanki insan öldürdük” diyerek, hatta bazen utanmadan yüzümüze bakıp gülerek adliyeden çıkıp gidecek, topluma karışacak. Biz yine ıslah edilmeyen; caydırıcı yaptırımlarla karşılaşmayan; kadına, çocuğa, hayvana, insana şiddet uygulayan, öldüren, işkence ve tecavüz edenlerle birlikte yaşamaya devam edeceğiz.

Hülya Yalçın: Henüz Uygulama Yönetmeliği’ni görmedik, asıl korkunçluk orada gösterecek kendisini. Çünkü kanun temel başlıkları belirledi sadece. Detaylar ve görevli yetkili kurumlarla ilgili tüm düzenlemeler yönetmelikle gelecek. Kanunun metninden onu da anlamak zor değil. En büyük sorunumuz, topluma “iyi bir yasa” diye sunulan ve bazı hukukçuların bile maalesef, anlaşılmaz bir saflıkla(!) diyelim, ayakta alkışladığı bu metin bizi her yerde çok zorlayacak. Örneğin, hukukçular kilitlenecek; “böyle iyi bir yasa var neden sonuç alamıyoruz” diye. Bunun önünü almak için yasadan önceki son protesto eyleminde üstüne basa basa söyledik bu yasa kabul edilemez, el kol bağlanır, diye. Şikâyet süreci, delillendirme, derneklerin ve kişilerin müdahaleleri, eğer kanun metnine bakarsak sıfır etki düzeyinde kalıyor. Kaldı ki muhakeme süreci (mahkeme, dava açılması) daha da uzak görünüyor.

Yasanın başlık tanımları çok şirin geliyor bilmeyen birinin kulağına. Zaten ilk maddelere bakın, “hayvanların rahatı, sağlığının korunması, yaşam koşullarının iyileştirilmesi” gibi tumturaklı güzel cümlelerle, sanki hayvanların ülkenin en önemli değeriymiş gibi yansıtıldığı cümlelerle dolu. Bilmeyen “bu ne kadar güzel kanun”, der. Uygulamaya geldiğinde yani korumak için yola çıkıldığında nasıl işe yaramaz halde olduğunu, hiçbir kurumu harekete geçiremediğini, sorumlu gösterilen kurumların cezalandırılmadan nasıl korunduğunu da bizler görüyoruz. Zorluk çift taraflı maalesef. Hem kurumlara karşı süren mücadele hem bu mücadelenin topluma doğru şekilde anlatılabilmesi önemli.

“SON HAYVANA KADAR MÜCADELE SÜRECEK”

Eğitim çalışmaları, sosyal medya kullanımı ve eylemlerin önemine işaret eden hayvan hakları aktivistleri; hak bilincine kavuşmanın elzem olduğuna, hayvan düşmanlığı içerisindeki gruplarla diyalog kurmanın, “yaşamdan yana ortak noktaları bulmanın” gerekliliğine dikkat çekti.

Bundan sonra sizler neler yapacaksınız? Bizler neler yapmalıyız?

Melike Özdemir Ballı: Biz yine vazgeçmeden her alanda mücadele etmeye devam edeceğiz. Yasaya dair yapılabilecek ne varsa zorlayıp daha iyisi için çabalıyoruz. Bu süreçte toplumu bilinçlendirmeye devam etmek bence en önemli konu. Yasalar ve adaletsiz düzen bu şekilde değişecek. Eğitim çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğiz. İnsanların bilinçlenmesi, hayvanlara ve doğaya yaptıklarının farkına varması gerekiyor. Eğitim çalışmaları, yayınlar, sosyal medya, eylemler ve güçlü bir sivil toplum hareketi şart. Doğru kişilerle, doğru şekilde hareket ettiğinizde başaramayacağınız hiçbir şey yok. Bireysel olarak da verilen her bir emek çok kıymetli ancak hep birlikte mücadele edersek başarıya daha hızlı ulaşabiliriz. Sizler de yapılan çalışmalara destek olabilir, proje ve fikirler üretebilir, eğitim çalışmalarına katılabilir ve ardından kendi çevrenizi bilinçlendirebilirsiniz. Bir ihlalle karşılaşıldığında ne yapılacağını bilmek, hem kendi haklarının hem de hayvanların haklarının bilincinde olmak çok önemli. Hep söylediğim bir şey var: bir zamanlar insan köleliği de yasaldı ama mücadele edenler kazandı. Biz de elbet kazanacağız. Tek fark, kendimiz için değil onlar için mücadele ediyor olmamız.

Hülya Yalçın: Biz HAD (Hayvanlara Adalet Derneği) olarak eğitim çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yıllar içinde net olarak gördük ki çocuklara ve eğitim sürecindeki gençlere “hak bilincini”, öteki canlıların yaşam hakkının da bizimki kadar değerli olduğunu mutlaka anlatmak gerekiyor. Bunun güzel geri dönüşlerini alıyoruz ama zaman gerekli tabii, hemen olmuyor. Hukukçu kimliğimizle yaptığımız hayvan hakları eğitim sürecini çok önemsiyoruz. Çünkü hak arayan kişilerin özellikle “hayvanların da hakları için” sahada olmaları iyi bir örnek teşkil ediyor.

Bir diğer planımız, yasanın yeni metninde geçen kurumlarla irtibata geçerek henüz ilk örneği oluşmamış konulardaki yöntemlerini ve süreci birinci ağızdan öğrenmek. Tarım İl Müdürlükleri başta olmak üzere karakollar ve savcılıklarla da görüşeceğiz. Bir başka başlığımız da köpekler. Neredeyse 2004 yılı ve hatta daha öncesinden beri tüm faaliyetler köpekler üzerinden dönüyor. O garipler yere göğe sığdırılamadı. Yeni yasa metninde de uzun vadede dolaylı olarak yok edilişleri planlanmış. Hatta kurnazca bir yöntemle çip zorunluluğu iyi bir adımmış gibi getirilerek (bu ihtiyari olarak faydalı olabilir, ayrıca belirtelim) vahşi toplama süreçleri başlatılacak; bunun önünde bir engel görünmüyor.

Bir önemli konumuz da köpekleri istemeyen, özellikle köpek düşmanlığı yapılan yerlere giderek o gruplarla görüşmek olacak. Çünkü onlar orada düşman, biz burada karşıt; ortada köpekler perişan oluyor. Üstlerinde bir de devlet ölümleri cabası. Bu kişilerin genellikle hayvanseverlere olan tepkilerinin hayvanlara yöneldiğini yıllar içinde gördük. Ancak hayvanları koruyabilmemiz için yaşamdan yana ortak noktaları bulmak zorundayız. Yeni yasa metni üzerinde aralıksız çalışıyoruz. Diğer kanunlarla ilişkileri, hukuk teknikleri ve uygulamada açabileceğimiz gedikleri tespit ediyoruz. İllaki bir yolu varsa onu bulmak zorundayız. Olmayan yolları bir şekilde ana uygulamaya bağlamak zorundayız. Hep dediğimiz gibi, son hayvana kadar mücadele sürecek elbette.

(Bu yayın, Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi’ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.)

Basın Açıklaması: Yaşam İçin Yasa İstiyoruz!

27.05.2021

BASINA VE KAMUOYUNA,

Hayvan hakları savunucuları olarak yıllardır hayvanlar lehine bir yasanın çıkması için mücadele ediyoruz ancak yasa koyuculardan gelen her bilgi hazırlanan yasanın hayvanlar için zulüm ve ölüm demek olduğunu gösteriyor. Her fırsatta hayvanların yanında olduğunu söyleyen yasa koyucular aldıkları kararlar ve yaptıkları açıklamalar ile sürekli kendileriyle çelişiyor. Ekim 2019’da Meclis Başkanlığı’na sunulan Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu tavsiye raporunun üzerinden 1,5 yıldan fazla süre geçti ama ortada hala bir taslak, hala hak temelli bir yaklaşım yok. Basına verilen demeçler beş siyasi partinin üzerinde anlaştığı, bizlerin geliştirilmesi gerektiğini düşündüğümüz raporun çok çok gerisine düşüldüğünü gösteriyor. 

Madem bu rapor dikkate alınmayacaktı, bu komisyon neden kuruldu? Neden bir tavsiye raporu yayınladı? Tavsiye kararları yayımlandığından beri AKP hayvan istismarından gelir elde edenlere imtiyazlar, destekler verirken hayvan hakları savunucularını görmezden gelmeye devam ediyor.

-2020 Şubat ayında “Ev ve süs hayvanlarının üretim, satış, barınma ve eğitim yerleri hakkında yönetmelik”te değişiklik yapıldı. Gıda üretilen yerlerin yanında bu tesislerin açılmasına izin verildi. “Aynı türden dahi olsa, birbirine zarar verebilecek hayvanlar bir arada tutulamaz” şartı kaldırıldı. Üretim ve satış yapılacak tesislerin kuruluşu için istenen belgeler azaltıldı. Ticaret ürünü olarak pazarlanan hayvanlar açısından her şey daha kötüye giderken, pet shop sahipleri ve hayvan üreticileri ihya edildi.

-Haziran 2020’de Kara Avcılığı Kanunu’nda değişiklik yapmayı amaçlayarak avcıların işini kolaylaştırmak istediler. Değişiklik, “bazı hayvanların bilimsel yönden araştırılması, insana veya mala zarar verenlerin avlatılması, diplomatlar, uluslararası kuruluş temsilcileri veya devlet misafirleri gibi üst düzey temsilcilere gerektiğinde ücretsiz av yaptırabilmesine yönelik düzenleme yapılması amaçlanmaktadır” denilerek gerekçelendirilmişti.

-11 Mart 2021’de AKP, Özlem Zengin’in başkanlığında Mustafa Yel, Yunus Kılıç, Zeynep Yıldız, Serap Yahşi ve Rümeysa Kadak’ın katılımıyla bir toplantı düzenledi. Toplantıya 50’ye yakın hayvan hakları aktivisti katıldı. 8 saat süren toplantıda AKP bizlerle yasa taslağını paylaşmadığı gibi sorularımıza da tatmin edici, ayrıntılı cevaplar vermedi. Şeffaf yürütülmeyen bu sürecin hayvanların lehine sonuçlanması mümkün değil. Biz bu toplantının “bakın sizi ve taleplerinizi dinliyoruz” mesajı verilmek için yapıldığını düşünüyoruz. AKP’ye, kendi tabirleri ile, bizlerin “gazını almak” için yaptığı çalışmaların amacına ulaşamayacağını hatırlatıyoruz. 

-19 Nisan 2021’de ise Resmi Gazete’de KOSGEB destekleri ile ilgili bir Cumhurbaşkanlığı kararı yayınlandı. Buna göre hayvanat bahçeleri, balıkçılık, avcılık, at yarışı ve ne anlama geldiğini bilmediğimiz “spor ve eğlence hayvanlarının” eğitimi gibi faaliyetlerin KOSGEB tarafından destekleneceği ortaya çıktı. Bir yandan ana akım basında mevcut Hayvanları Koruma Kanunu’nu “geliştireceklerini” söylerken, arka planda herkesten habersiz hayvan istismarına devlet desteği çıkarıyorlar. 

Tüm bu gelişmelerin üzerine 13 Mayıs 2021’de, haberde geçen tabir ile, “AKP kurmayları”nın Milliyet’e verdiği röportaj ise bizim için bardağı taşıran son damla oldu.  Milliyet’in haberinde hayvana tecavüzü hâlâ “hayvanla cinsel ilişki” olarak tanımlayan milletvekilleri olduğunu görüyoruz. Bu ifadenin kullanılmasının tamamen bilinçli bir tercih olduğunu biliyoruz çünkü Komisyon raporunun tavsiye kararlarından biri hayvanla cinsel ilişki ifadesinin, “hayvanların cinsel istismarı” ya da “hayvana yapılan cinsel saldırı” olarak değiştirilmesiydi. Bu şekilde tanımlamaları halinde, tavsiye kararına göre, bu fiiller de hapis cezası kapsamına girecekti. Bu demeçte, failler için göze alınamayan hapis cezası, gözden çıkarılan hayvanlar ve şiddet sarmalından kurtarılmayacak olan karanlık bir gelecek görüyoruz. 

Haberde, AKP’li kurmaylar hayvana tecavüz için öngörülen 6 aydan 3 yıla kadar olan hapis cezasının “beyan” esasının soruna dönüşebileceği iddiasıyla revize edileceğini belirtiyor. Türkiye’de 2 yılın altındaki cezalar ertelenebildiğinden, şu durumda bile öngördükleri ceza miktarı ile failler hapis yatmayacak. Çünkü cezanın üst sınırdan verilmesi neredeyse imkansız. Belli ki bu bile yasa koyuculara fazla gelmiş. Soruyoruz: Beyan sorunu derken ne kastediliyor, fail adli tıp raporu ile tespit edilemiyor mu? Fotoğraflar, videolar, tanıklar delil olarak kullanılamıyor mu? Bu ifade, açık açık “soruşturma yapmaktan kaçacağız” demek. 

Yine aynı haberde, düzenlemenin diğer hayvanları da kapsayacak şekilde gündeme alındığını ancak avcılar ve balıkçılardan gelen tepkiler yüzünden bu yönde bir genişlemeden vazgeçildiği belirtiliyor. AKP kurmayları bu açıklamaları ile Meclis’te lobi yapan rant sahiplerinin taleplerine hayvanların haklarından daha fazla değer verdiklerini bir kez daha göstermiştir. AKP bu açıklamalar ile rantçı lobilerden etkilendiğini bir kez daha ifşa etmiştir.

ARTIK YETER!

Sadece seçim zamanı ya da infial yaratan ihlallerden sonra akla gelen hayvanlar politika malzemesi değil, kendi yaşamlarının biricik özneleridir. İktidar ve tüm siyasiler bu gerçeği artık anlamalı ve ellerini hayvanların üzerinden çekerek yalnızca onların haklarını gözeten bir yasayı çıkarmak için, kalem tutmak için kullanmalıdır! 

Hayvanların tarafında olduğunuzu iddia ederek toplumu kandırmaya çalışmaktan vazgeçin. Hayvanların tutsak edildiği, sömürüldüğü tesisleri korumak için verdiğiniz çabanın binde birini hayvanların haklarını korumak için verseydiniz, 17 yılda pek çok ölüm ve acı önlenebilirdi. Bu kayıplar, yine, ezilenin yanında olmadığınız için yaşandı. 

Susmayacağız! Hayvanlar için taleplerimizi yüksek sesle dile getirmeye devam edeceğiz. Hayvanların haklarından vazgeçmiyoruz. Siz sivil toplumun taleplerine kulak tıkadıkça, biz daha gür bir şekilde haykıracağız. Buradayız; politikalarınızı ifşa edene, hayvanların haklarını geri alana kadar gitmiyoruz. 

Yasadan taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz: 

  1. Hayvana yönelik suçlarda “insana yönelik suçlarla orantılı” olarak hesaplandığı söylenip “6 aydan 4 yıla” önerilen hapis cezası verileceği dile getiriliyor. Bu öneriyi  kabul etmiyoruz çünkü  hayvan hakları hukukçularının altını defalarca çizdiği üzere, 2 yıldan az ceza alan failin hapis yatmayacağını biliyoruz. Bu yüzden hayvanlara karşı işlenen suçlarda  bu cezanın ertelenmemesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması, adli para cezasına çevrilmesinin mümkün olmaması için ceza alt sınırı 3 yıl olarak belirlenmeli.
  2. Yasa teklifinde ve yasa çıktıktan sonra hazırlanacak uygulama yönetmeliğinde “evde bakılan hayvan sayı sınırlaması” olmamalıdır. Mevcut 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yer alan 6. madde  korunmalı, belediyeler ceza kapsamına alınmalıdır. Belediyelerin “kısırlaştırma seferberliği” planlanırken bu faaliyetin öncelikle hayvanların çıkarına gerçekleşebilmesi için Komisyon raporunda da yer alan mobil kısırlaştırmanın yapılmaması, ayrıca belediyelerin bu alanda teknik olarak hayvan sağlığına zarar vermeyecek tüm donanıma sahip olması, “popülasyon kontrolü” derken geçmişte olduğu gibi hayvan katliamına dönüşmemesi gerekmektedir. Sokağın sakini olan hayvanların –özellikle köpeklerin-, belediyeler tarafından toplanıp, onlar için hapishaneden farksız barınaklara kapatılması ve uzak orman alanlarına atılması popülasyon kontrolü değildir. Oldukça teknik bir detaymış gibi görünen ancak ciddi ölçüde hayvana yönelik suçların önüne geçecek “barınaklarda kamera sistemi”nin de 7/24 herkes tarafından erişilebilir olması talebimizi de hatırlatmak istiyoruz.
  3. Komisyon raporu hayvan terk eden kişiye 10.000 TL para cezası önerirken, son düzenlemelerde bu miktarın 3.000 TL’ye düşürülmesi caydırıcılığı ortadan kaldıracağı için kabul edilemez. 
  4. Petshoplarda yalnızca evcilleri yasaklamayı öneren ancak ırk derneklerinde hayvanların üretilip satılabilmesine izin veren yeni önerilen sistemde hayvanları sokaklarda, ormanlarda kaderine terk edenler her zaman olacaktır. Buradan hareketle hayvan satışı petshoplarda da, ırk derneklerinde de yasaklanmalıdır. Bu yasak sadece evcil hayvanlar için değil, egzotik ve yabani hayvanlar gibi tüm türleri kapsamalıdır. 
  5. Türkiye’de hayvanlı sirk kurmak ve Türkiye’ye hayvanlı sirk ile gösterilerin girişi yasaklanmalıdır. 
  6. Hayvanlı sirklerden hiçbir farkı olmayan mevcut 10 yunus parkı 1 yıl içinde kapatılmalı, yeni tesislerin ve su sirklerinin açılmasına izin verilmemeli, mevcut hayvan hapishanelerinde tutsak edilen tüm deniz memelilerinin korunacağı deniz içi rehabilitasyon ve bakım alanı oluşturulmalıdır. 
  7. Hayvanat bahçeleri yasaklanmalı, yenilerinin açılmasına izin verilmemelidir. 40’ın üzerindeki mevcut tesislerde tutsak edilen hayvanlar ömür boyu korunmalı ve mevcut hayvan hapishaneleri rehabilitasyon alanlarına dönüştürülerek Türkiye’deki bu ticarethanelerde hayvan esaretinin sonu getirilmelidir. 
  8. Kürk ve deri çiftlikleri kapatılmalı, kürk ithalatı yasaklanmalı, hatta veteriner fakültelerinde kürke dair müfredat kaldırılmalıdır.
  9. Hayvan deneylerinin yasaklanıp tüm dünyada kullanılmaya başlanan hayvansız bilimsel yöntemlere geçilmeli, hayvan deneyinden etik sebeplerle kaçınan öğrencilere etik eğitim hakkı tanınmalıdır. Deney merkezlerindeki hayvanların öldürülmesi yasaklanarak mevcut aile yanına verme yönetmeliği uygulanmalıdır.
  10. Şiddet içermediği ileri sürülen ve “güreş, spor” adı altında sürdürülen  tüm hayvan dövüşleri ve yarışlarının şiddet içerdiği yasaya geçmelidir ve “geleneksel” kabul edilen boğa ve deve güreşleri, at yarışlarıyla birlikte yasaklanmalıdır.
  11. “Yasaklı ırk” ve “tehlikeli ırk” tanımları ve listeleri bir an önce kaldırılmalı, barınaklarda müebbet hapse mahkum edilen ve ziyaretçilere kapalı olan bölmelerde ömür boyu hapsedilerek veya kısa sürede gizlice öldürülen bu köpekler rehabilite edilerek aile yanına yuvalandırılmalıdır. Hayvanları yetiştirip silah olarak kullanan kişilere cezai yaptırım uygulanmalıdır.

Komisyon raporunda yer alan ve yıllardır hayvan hakları mücadelesi verenlerin taleplerinden olan bazı konuların ise hazırlandığı söylenen teklifte yer dahi bulamadığını görüyoruz. Bu yüzden taleplerimizi yeniden hatırlatmak gerekiyor.

  • “Çiftlik hayvanları” diye tanımlanan ancak bizler için sadece hissedebilen bireyler olan hayvanların öldürüldüğü ve sömürüldüğü tesisler ortadan kaldırılana kadar 7/24 kamera zorunluluğu getirilmeli;
  • Basına yansıyan ve kamuoyu vicdanını yaralayan canlı hayvan ticareti yasaklanmalı;
  • Nesli tükenen türleri, endemik türleri ve “av hayvanı” olarak tanımlanan veya her yıl bu kategoriye sokulan pek çok yaban hayvanını zevk, hobi ve spor adı altında katletmeyi hedefleyen avcılık ve av turizmi tamamen yasaklanmalı;
  • Hayvanların yük taşımak amacıyla kullanılmasına son verilmeli, bu sömürüden kurtulan hayvanların kalan yıllarında zulüm ve işkenceden uzak bir yaşam sürmeleri sağlanmalı;
  • Her sene yüzlerce kuşu öldüren, patlama riski nedeniyle insan hayatı için büyük tehlike arz eden havai fişekler yasaklanmalı.

Eğer Hayvan Hakları Yasası taleplerimiz doğrultusunda çıksaydı; Ozan Öztürk tarafından yere vurularak öldürülen Dora köpek, Ankara Batıkent’te 3 kişi tarafından verilen zehirli etlerle öldürülen 16 köpek, Cumhuriyet Üniversitesi’ne yaşadığı köyden alınıp getirilerek, Anatomi dersi için şah damarı kesilip kadavra yapılan Kangal köpek, taşla vurularak öldürülen 8 Kaplumbağa, Van Çaldıran’da katledilen 70 köpek, B.Y. ve arkadaşları tarafından İspir dağlık alanda yakalanıp işkenceyle öldürülen yavru kurt, Murat Özdemir tarafından işkence edilerek öldürülen Bahtiyar papağan, Annesini emerken Berat Kaya tarafından köpeklere parçalatılan sıpa ve daha binlerce hayvan şu an yaşıyor olabilirdi. Çünkü onların hayatlarını koruyacak etkin ve caydırıcı yasalar yok.

 AMA; 

Biz, 21. yüzyıl Türkiye’sine yakışan, hayvanların doğuştan gelen haklarını teslim edip bu hakları koruyacak bir Hayvan Hakları Yasası’nın çıkacağına veya şimdiki haliyle hayvanların haklarını korumaktan çok uzak olan Hayvanları Koruma Kanunu’nda hayvanlardan taraf düzenlemelerin yapılacağına dair ümidimizi yitirmedik. Hayvan istismar eden sektörlerin değil, hayvanların çıkarını esas alan yasa teklifinin bir an önce son haline getirilerek hayvan haklarının pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini yeniden ve yeniden hatırlatıyoruz. 

Buradan bir kez daha haykırıyoruz: YAŞAM İÇİN YASA İSTİYORUZ!


İMZACI OLUŞUMLAR

Adaların Atları Platformu

Alakır Nehri Kardeşliği

Animal Save Turkey

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Doğa Dostu Topluluğu

Antalya Feminist Kolektif

Aydın LGBTİ+ Dayanışması

Beydağları Kardeşliği

Bir El Bin Nefes Derneği

Bir Pati Çetesi Derneği

Biz Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Derneği

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü (BUSOS)

Boysan’ın Evi

Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi

Bursa Vegan İnisiyatifi

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

Çanakkale Vegan İnisiyatifi

Demokratik Kadın Hareketi

Dersim Belediyesi

Diyarbakır Barosu Hayvan Hakları Merkezi

Doğanın Çocukları

Dört Ayaklı Şehir

Ekoloji Birliği

Ekoloji Birliği Gençlik Meclisi

Ekoloji Birliği Kadın Meclisi

Empati Derneği

Ethical Possibility Enhancement (EPE)

Happinesspaws / Mutluluk Patileri

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)

Hayvan Hakları Meclisi

Hayvan Hakları ve Etiği Derneği

Hayvan Özgürlüğü Komitesi

Hayvanlara Adalet Derneği (HAD)

Hayvanları Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği

İstanbul Kent Savunması

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hayvan Hakları Kulübü

İzmir Barosu

İzmir Vegan İnisiyatifi

İzmir Pride Komitesi

Kadıköy Kent Dayanışması

Kampüssüzler Dayanışma Akademisi

Karadeniz İsyandadır Platformu 

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği

Kazdağları İstanbul Dayanışması

Kurtköy Patileri

Mucize Patiler Hayvanları Koruma Ve Yaşatma Derneği

Nilüfer Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu

Odunpazarı Modern Müze

Polen Ekoloji

Rengarenk Umutlar Derneği

Roma Bostanı

Sakarya Doğa ve Hayvan Hakları Koruma Derneği

Sarıyer Kent Dayanışması

Seferihisar Doğa ve Hayvan Dostları Derneği (SEHAYDER)

Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Derneği

Silivri Çevre Derneği

Sokak Canlıları Çevre ve Doğayı Koruma Sosyal Yardımlaşma Derneği

Tiyatro Tanımsız

Vegan Çiftlik

Vegan Derneği Türkiye (TVD)

Vegan Gazete

Vegan Kortej

vegAnkara

Vegvorous

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi

Yıldız Teknik Üniversitesi Vegan Vejetaryen Topluluğu

Yunuslara Özgürlük Platformu

Zonguldak Karaelmas Vegan Topluluğu

29. İstanbul Onur Haftası Komitesi

Hayvan hakları yasası için eş zamanlı eylemler gerçekleştirildi

Hayvan hakları savunucuları, Hayvan Hakları Yasası’na dair çalışmalardan vazgeçilmesi ve hayvanların haklarını korumaktan uzak bir yasal altyapının hazırlanması üzerine Türkiye çapında eş zamanlı eylemler gerçekleştirdi. 

27 Mayıs 2021 – Ekim 2019’da beş siyasi partinin uzlaşısı ile Meclis Başkanlığı’na sunulan TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Raporu’nun üzerinden 1,5 yıl geçmesine rağmen “Hayvan Hakları Yasası”nın hâlâ çıkarılmaması hak savunucularını bir kez daha harekete geçirdi. 

İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Önü

Özellikle son iki yıldır ihlallerin artarak devam etmesi, geçtiğimiz ay hayvan istismarından kâr sağlayan sektörlere KOSGEB teşviki verilmesi, av katliamının yasa kapsamından çıkarılması, kedi ve köpek dışındaki hayvan türlerinin rant sahiplerinin lobisi sebebiyle kapsam dışında bırakılacağının açıklanması ve hayvana cinsel şiddetin ısrarla “hayvanla cinsel ilişki” olarak sunulması, hayvan hakları savunucuları için bardağı taşıran son damla oldu.   

Meclis’teki tüm siyasi partilere hayvanlardan taraf, adil, köklü ve dönüştürücü bir yasa için yıllardır çağrı yapan aktivistler, yasa koyucuların son günlerde basına verdiği yanıltıcı demeçleri ifşa etmek ve hayvanlar aleyhine aldıkları kararları protesto etmek amacıyla sokağa çıktı. 

Hayvan, insan ve doğa hakları alanında çalışan örgüt ve oluşumların yanı sıra baroların da aralarında bulunduğu 70’e yakın örgüt ve oluşum ise, talepleri içeren basın açıklamasına eylem öncesi imza atarak Meclis’e yönelik çağrılara destek verdi.   

“Artık yeter: Yaşam için yasa istiyoruz!”

İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Bursa ve Urfa’da eş zamanlı gerçekleştirilen basın açıklamasına İzmir’de Valilik kararı “gerekçesiyle” engel olundu. Gözaltı araçları ve çevik kuvvetin alana müdahelesi yetmiyormuş gibi hayvan hakkı savunucuları uzun bir süre takip edildi. Açıklama tüm engellere rağmen İzmir Barosu içerisinde gerçekleştirildi. Diyarbakır, Konya ve Antalya’dan da “Yaşam İçin Yasa” talebiyle basın açıklamasını okuyarak eylemlere destek veren hak savunucuları oldu.

İzmir
İzmir Barosu

Basın açıklamasında hayvanların, yalnızca seçim zamanında veya infial yaratan ihlallerden sonra gündeme geldiği belirtilerek hayvanların politika malzemesi yapılamayacağı sert bir biçimde ifade edildi. Hazır olduğu söylenen yasa taslağının “hak temelli bir yaklaşım” içermediği vurgulandı. Ayrıca gelinen noktada, komisyon tavsiye kararlarındaki hayvan hakları açısından olumlu kazanımlardan da geri adım atıldığını söyleyen aktivistler, failleri şiddete teşvik eden ve hayvan istismarını olumlayarak üzerini örten maddelerin yeniden gündeme getirilmeye çalışıldığının altını çizdi. 

Meclis’te yapılan görüşmelerde ve basına verdikleri demeçlerde hayvanlar yararına “devrim niteliğinde” bir yasa hazırlığında olduklarını aktaran milletvekillerine bir kez daha seslenen hayvan hakları savunucuları, “Hayvanların tarafında olduğunuzu iddia ederek toplumu kandırmaya çalışmaktan vazgeçin. Hayvanların tutsak edildiği, sömürüldüğü tesisleri korumak için verdiğiniz çabanın binde birini hayvanların haklarını korumak için verseydiniz, 17 yılda pek çok ölüm ve acı önlenebilirdi,” diyerek tepki gösterdi.  

“Hayvan Hakları Yasası çıkmış olsaydı…” 

Eylemde son yıllarda toplumsal infial yaratan hak ihlallerinin yalnızca bazılarına değinebilen yaşam hakkı savunucuları, hak temelli bir yasanın çıkmadığı her günün hayvanlar için daha fazla ölüm ve zulüm getirdiğini şu sözlerle vurguladı: 

“Eğer Hayvan Hakları Yasası taleplerimiz doğrultusunda çıksaydı; Ozan Öztürk tarafından yere vurularak öldürülen Dora köpek, Ankara Batıkent’te 3 kişi tarafından verilen zehirli etlerle öldürülen 16 köpek, Cumhuriyet Üniversitesi’ne yaşadığı köyden alınıp getirilerek, Anatomi dersi için şah damarı kesilip kadavra yapılan Kangal köpek, taşla vurularak öldürülen 8 Kaplumbağa, Van Çaldıran’da katledilen 70 köpek, B.Y. ve arkadaşları tarafından İspir dağlık alanda yakalanıp işkenceyle öldürülen yavru kurt, Murat Özdemir tarafından işkence edilerek öldürülen Bahtiyar papağan, Annesini emerken Berat Kaya tarafından köpeklere parçalatılan sıpa ve daha binlerce hayvan şu an yaşıyor olabilirdi. Çünkü onların hayatlarını koruyacak etkin ve caydırıcı yasalar yok.”

“Gitmiyoruz, buradayız!”

Basın açıklamasında, yasa koyucular sivil toplumun taleplerine kulak tıkadığı müddetçe daha gür bir sesle haykıracaklarını söyleyen aktivistler “Hayvanların haklarını geri alana kadar gitmiyoruz. Hayvan istismar eden sektörlerin değil, hayvanların çıkarını esas alan yasa teklifinin bir an önce son haline getirilerek hayvan haklarının pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini yeniden ve yeniden hatırlatıyoruz. Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Yaşam için yasa istiyoruz!” dedi.  

Basın açıklamasında, “yasaklı/tehlikeli ırk” tanımının kaldırılmasından yunus parkları ve hayvanat bahçelerinin kapatılmasına, petshop, üretim çiftlikleri ve internette hayvan satışlarının son bulmasından hayvana şiddete yönelik hapis cezası alt sınırının en az 3 yıl olarak belirlenmesine, belediyelerin ceza kapsamına alınmasından canlı hayvan ticaretinin ve kürk üretimi/ithalatının yasaklanmasına, geleneksel olduğu iddia edilen tüm boğa ve deve güreşlerinin yasaklanmasından hayvan deneylerine son verilmesine, ihlaller karşısında vatandaşın şikayet hakkının ve mevcut yasadaki 6. maddenin korunmasına kadar yasadan talepler sıralandı.

EYLEME ÇAĞRI: YAŞAM İÇİN YASA İSTİYORUZ!

Bildiğiniz üzere, hayvan hakları savunucuları olarak yıllardır mücadele ettiğimiz, değişmesi gereken 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na dair görüşmeler uzun zamandır mecliste yürütülüyor. Ancak iddia edilenin aksine çıkarılmak istenen yasanın, hayvanların haklarını korumaktan çok uzak olup, yalnızca hayvanlar üzerinde iktidar kuran ve rant elde edenlerin lehine oluşturulmak istenen bir yasa olduğunu açıkça görüyoruz. AK Parti kurmaylarının yaptığı son açıklama ile birlikte, yasanın isminin dahi “Hayvan Hakları Kanunu” olarak değiştirilmeyeceği, “Hayvanları Koruma Kanunu” olarak devam edeceği belirtilmiştir. Bu açıklamalarda, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Raporu’nda yer alan hayvan hakları açısından olumlu kazanımlardan da geri adım atıldığını, hayvanların aleyhine olan, şiddete teşvik eden, istismarı meşrulaştıran maddelerin yeniden gündeme getirildiğini görüyoruz.

Hayvan hakları savunucuları olarak hayvanların yaşam hakkını temel alan ve sadece hayvanlardan taraf olan “Hayvan Hakları Yasası” talebimizi Türkiye’nin farklı şehirlerinde 27 Mayıs 2021 Saat:12.00’da bir araya gelerek hazırladığımız basın açıklamamız ile tekrar dile getireceğiz. Hayvanlar için sesimizi bu kez daha yüksek ve güçlü çıkarmak zorunda olduğumuzun bilinciyle, sizleri dayanışmaya davet ediyoruz. Gelin, Türkiye’nin her yerinden aynı anda hayvanlar için #YaşamİçinYasa diyelim.

27 MAYIS 2021 SAAT 12.00

İllerdeki toplanma alanları (şu an için) aşağıdaki gibidir:

İstanbul
İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü Önü
Fatih Ormanı Kampüsü Maslak-Şişli / İstanbul
İletişim: 0506 943 86 74, 0533 730 98 84, 0535 686 02 12
Ankara
Esat Dörtyol
Tunalı Hilmi Caddesi ile Esat Caddesi Kesişimi Kavaklıdere / Ankara
İletişim: 0532 437 51 33, 0505 700 96 92
İzmİr
Türkan Saylan Kültür Merkezi önü
Kıbrıs Şehitleri Cad. Alsancak / İzmir
İletişim: 0538 681 35 53, 0543 537 12 85
Eskİşehİr
Kanatlı AVM önü
Hoşnudiye, İsmet İnönü-1 Blv No:57, Tepebaşı / Eskişehir
İletişim: 0530 770 85 76
BURSA
Nilüfer Kent Konseyi
Barış Mah. FSM Bulvarı No:15 Nilüfer / Bursa
İletişim: 0531 256 79 40
URFA
Novada AVM Önü
Bamyasuyu Mah. 18 Mart Çanakkale Cad. No:6 Haliliye / Şanlıurfa
İletişim: 0542 805 17 19
ANTALYA
Beach Park Shakespear Bistro önü
Sahil Antalya Yaşam Parkı, Meltem Mah. Akdeniz Bulvarı
İletişim: 0538 921 76 04

Sizleri, hayvan hakları yasasından taleplerimizi daha çok kişiye duyurabilmek adına dayanışmaya çağırıyoruz:

  • Bulunduğunuz ilde basın açıklamasını okumak isterseniz, yukarıdaki gibi toplanma yerinin adresini ve iletişime geçilecek sorumlu kişinin isim-soyisim ve telefon bilgisini yasamicinyasa@gmail.com adresine gönderin. Toplanma yerinin adresi web sitemizden ve sosyal medyadan duyurulacak, iletişim bilgileri tarafımızca korunacak ve paylaşılmayacaktır.

  • Basın bildirimize imzacı olmak isterseniz aşağıdaki formu doldurabilirsiniz: 

  • Sosyal medyada paylaşılacak videoda yer almak isterseniz, aşağıdaki yönergeleri takip etmenizi ve bu maile en geç 25 Mayıs Salı gününe kadar videonuz ile birlikte dönüş yapmanızı isteriz.
  1. Video yatay olarak çekilmelidir.
  2. Çektiğiniz videoyu https://wetransfer.com/ a yükleyerek bize linki gönderirseniz çok seviniriz.
  3. Videoları birleştirebilmek adına örnek cümleyi baz alabilir ve hayvan hakları yasasından talepleriniz için basın açıklamasından yararlanabilirsiniz: “Ben İstanbul’dan Nazlıgül. Av turizmi katliamdır. Bu katliamın sona ermesi için avcılık ve av turizminin yasaklanmasını talep ediyorum. Herkes için eşit, adil, yaşanabilir bir dünya için hayvan hakları yasası!”

Dayanışmayla,

İMZACI OLUŞUMLAR

Adaların Atları Platformu
Alakır Nehri Kardeşliği
Animal Save Turkey
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Doğa Dostu Topluluğu
Antalya Feminist Kolektif
Bir El Bin Nefes Derneği
Bir Pati Çetesi Derneği
Biz Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Derneği
Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü (BUSOS)
Boysan’ın Evi
Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi
Bursa Vegan İnisiyatifi
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Çanakkale Vegan İnisiyatifi
Demokratik Kadın Hareketi
Dersim Belediyesi
Diyarbakır Barosu Hayvan Hakları Merkezi
Doğanın Çocukları
Dört Ayaklı Şehir
Ekoloji Birliği
Ekoloji Birliği Gençlik Meclisi
Ekoloji Birliği Kadın Meclisi
Empati Derneği
Ethical Possibility Enhancement (EPE)
Happinesspaws / Mutluluk Patileri
Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)
Hayvan Hakları Meclisi
Hayvan Hakları ve Etiği Derneği
Hayvan Özgürlüğü Komitesi
Hayvanlara Adalet Derneği (HAD)
Hayvanları Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği
İstanbul Kent Savunması
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hayvan Hakları Kulübü
İzmir Barosu
İzmir Vegan İnisiyatifi
İzmir Pride Komitesi
Kadıköy Kent Dayanışması
Kampüssüzler Dayanışma Akademisi
Karadeniz İsyandadır Platformu
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
Kazdağları İstanbul Dayanışması
Kurtköy Patileri
Mucize Patiler Hayvanları Koruma Ve Yaşatma Derneği
Nilüfer Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu
Odunpazarı Modern Müze
Polen Ekoloji
Rengarenk Umutlar Derneği
Roma Bostanı
Sakarya Doğa ve Hayvan Hakları Koruma Derneği
Sarıyer Kent Dayanışması
Seferihisar Doğa ve Hayvan Dostları Derneği (SEHAYDER)
Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Derneği
Silivri Çevre Derneği
Sokak Canlıları Çevre ve Doğayı Koruma Sosyal Yardımlaşma Derneği (SOÇED)
Tiyatro Tanımsız
Vegan Çiftlik
Vegan Derneği Türkiye (TVD)
Vegan Gazete
Vegan Kortej
vegAnkara
Vegvorous
Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi
Yıldız Teknik Üniversitesi Vegan Vejetaryen Topluluğu
Yunuslara Özgürlük Platformu
Zonguldak Karaelmas Vegan Topluluğu
29. İstanbul Onur Haftası Komitesi

Gençler için “Yaşam İçin Yasa”

Sana Yaşam için Yasa İnisiyatifi olarak sesleniyoruz! Biz yaşadığımız kentleri, sokakları, evleri, ormanları, nehirleri kısaca tüm dünyayı paylaştığımız hayvanların, haklarını anlatmak ve savunmak için bir araya gelmiş bir ekibiz. Hepimizin dünya üzerinde yaşayan canlılar olarak haklarımız var. Örneğin yaşam hakkı, en temel haklarımızdan biri. İnsanların haklarının korunması için bir de yasalar var. Yasaları bizim haklarımızı koruyan birtakım kurallar olarak düşünebilirsin. İnsanlar gibi hayvanların da hakları var, ama hayvanların haklarını koruyan bir yasa yok.

Biz hayvan haklarının ülkemizde de korunması için böyle bir yasanın çıkması gerektiğini savunuyoruz ve adına Yaşam için Yasa diyoruz. 2019 yılından bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hayvan haklarına yönelik bir yasa çalışması yapılıyor. Ancak gelecek ay yayımlanacak olan Hayvan Hakları Yasası, bu hakların birçoğunu görmezden geliyor. Bu yasanın gerçekten hayvan haklarını koruyabilmesi için uzun çalışmalarımız sonucunda oluşturduğumuz taleplerimiz var. Bu talepler şunlar:

  1. Bazı hayvanlarla vakit geçirdiğinde hayvanların duyguları olduğunu fark etmiş olabilirsin. Hepsi doğuştan gelen haklara sahip ve hissedebilen bireyler. Yürürlükte olan yasada hayvanlar “mal ve eşya” ile tanımlanıyor ve hayvanların yaşam hakları korunamıyor. Yeni yasada birey olarak tanınması çok önemli, tam da bu yüzden Yaşam için Yasa diyoruz. Hayvanlar hissedebilen canlılar olarak tanımlanmalı.
  2. Bir hayvan bir insan tarafından şiddete uğradığında eğer hayvanın sorumluluğunu alan biri varsa, bu suçu işleyen kişi ceza alıyor. Ancak kentlerde, sokaklarda yaşayan hayvanlara ya da yaban hayvanlarına uygulanan şiddet cezasız kalıyor. Çünkü bu hayvanlar yasada “sahipsiz” hayvanlar olarak geçiyor. Yasada yer alan sahipli ve sahipsiz hayvan ayrımı kaldırılmalı. 
  3. Hayvanlara uygulanan her türlü şiddet Türk Ceza Kanunu kapsamında mutlaka cezalandırılmalı. 
  4. Sokakta yaşayan hayvanlar sokak sakinleridir. Onlar da bizler gibi yaşadıkları mahallelerde bir yaşam kuruyor ve arkadaşlar ediniyorlar. O yüzden bakımevlerinde rehabilitasyon süresini tamamlayan ve yuvalandırılamayan hayvanlar alındıkları noktalara bırakılmalı. Bunu takip etmek konusunda belediyeler sorumluluk almalı.
  5. Evde, bir insanın yanında yaşamaya alışan bir hayvanın sokağa alışması çok güç. Korunaklı, düzenli mama yiyebildiği bir evden sonra hayvanlar, sokakta bir sürü arabanın içinde yaşamakta ya da ormanda yemek bulmakta zorlanabiliyorlar. O yüzden sorumluluğunu aldığı hayvanı terk eden kişiye en az 10.000 TL idari para cezası uygulanmalı.
  6. Özgürce yaşayabildikleri, aile kurabildikleri, sosyalleşebildikleri kendi yaşam alanlarından koparılan ve petshoplarda bir kafesin içinde yaşamaya zorlanan birçok “evcil ve egzotik” hayvan var. Bu hayvanların üretimi, ticareti ve satışı yasaklanarak suç kapsamına alınmalı.
  7. Sadece  türlerinden dolayı “yasaklı ırk” ve “tehlikeli ırk” olarak tanımlanarak barınaklara hapsedilen birçok köpek var. Örneğin pitbull türündeki köpekler sadece ırklarından dolayı suçlanıyor, oysaki tehlikeli olan bu canlılar değil onların gücünün kötüye kullanılmasıdır. “Yasaklı ırk” ve “tehlikeli ırk” tanımları kaldırılmalı, hapsedilen köpekler rehabilite edilmeli ve yuvalandırılmalı.
  8. Yaban hayatı yasal ve yasadışı avcılık yüzünden tehdit altında. Kendi yaşam alanlarında hayatlarını sürdüren birçok hayvanın, nesli tükenen ve endemik, yani yalnızca belirli bir bölgede yaşayan, başka bir yerde yaşama ihtimali olmayan, o bölgeye özgü hayvanların, “av hayvanı” olarak tanımlanan pek çok yaban hayvanının ölümüyle sonuçlanan avcılık ve av turizmi tamamen yasaklanmalı.
  9. Her sene yüzlerce kuşu öldüren, patlama riski nedeniyle insan hayatı için de tehlike arz eden, hem ses hem de çevre kirliliğine sebep olan havai fişekler yasaklanmalı.
  10. Hayvanların özgürce, kendi yaşam koşullarında yaşamasına izin vermeyen yunus parkları, hayvanat bahçeleri ve hayvanlı sirkler kapatılmalı, yenilerinin açılması yasaklanmalı. Yurt dışından gelen sirklerin ülkeye girişine izin verilmemeli.
  11. Canlılara zarar veren hiçbir gösteri “gelenek” olarak adlandırılamaz. Eğlence, spor, kültürel ve ticari faaliyet adı altında yapılan at yarışları, deve ve boğa güreşleri, köpek ve horoz dövüşleri yasaklanmalı.
  12. Hayvanlardan kürk elde etmek, yurtdışından ülkeye işlenmiş ya da işlenmemiş halde kürklerin girişini sağlamak, kürk elde etmek için hayvan yetiştirmek/üretmek kesinlikle yasaklanmalı.
  13. Hayvan deneylerinde hayvanlar hasta ediliyor, vücutlarına zorla yabancı maddeler sokuluyor ve bu da, hayvanların büyük acılar yaşamasına neden oluyor. Hayvan deneyleri tıp, kozmetik, silah sanayi gibi pek çok sektörde yapılıyor. Bu deneyler sonlandırılmalı, hayvanlara zarar vermeyen alternatif yöntemlere (3D yazıcı, kök hücre üzerinde araştırma yapma vb.) geçilmelidir. Fen bilimlerinde hayvanlar üzerinde deney yapmak istemeyen öğrencilere okul alternatif yöntemler sağlamalı, öğrencilerin etik eğitim hakkı korunmalıdır. Üzerinde deney yapılan ve hayatta kalan hayvanlar huzurlu bir hayat için yuvalandırılmalı. Alternatif deney metodları hakkında bilgi sahibi olmak istersen burada yer alan yazıyı okuyabilirsin.
  14. Hayvanların yük taşımak için kullanılmasına son verilmeli. Özgür kalan hayvanların hakları korunmalı. 

Peki sen nasıl destek olabilirsin? 

Aşağıdaki soruların cevaplarını arayabilir, önerilerimizi uygulayabilirsin: 

  1. Hayvanların da bizler gibi kişisel sınırları, hoşlandıkları ya da sevmedikleri şeyler var. Onlar da beden dilleriyle, davranışlarıyla bunları gösteriyorlar, her zaman sevilmek ya da oyun oynamak istemiyorlar. Çevrendeki hayvanların nasıl yaşadığını daha önce gözlemledin mi? Sevindiklerini ve rahatsızlıklarını nasıl gösteriyorlar, nasıl eğleniyorlar, heyecanlanıyorlar mı? 
  2. Seninle beraber evinde yaşayan bir hayvan var mı? Eğer varsa onu ya da mahallendeki hayvanları da düşünerek yemek ve kalacak yer haricinde nelere ihtiyaç duyduklarına hiç dikkat ettin mi? Bu hayvanların ihtiyaçları karşılanıyor mu, karşılanması için neler yapılabilir?
  3. Mahallende yaşayan hayvanları tanıyor musun? Sence bu hayvanların yaşadıkları yerler sağlıklı ve güvenli mi? Yiyecek bulabiliyorlar mı? Eğer değilse, sen neler yapabilirsin? Eğer desteğe ihtiyacın varsa yaşadığın ilçedeki belediyedeki Veteriner İşleri Müdürlüğü’nü arayarak o hayvanların aşılarının ve bakımlarının yapılmasını, yapıldıktan sonra yaşadığı mahalleye geri bırakılmasını talep edebilirsin. Müdürlüğün numarasına kendi belediyenin web sitesinden ulaşabilirsin.
  4. Seninle paylaştığımız taleplerimizi bir kere daha gözden geçirebilir, hayvanların hakları ile kendi haklarının benzerlikleri ve farklılıkları üzerine düşünebilirsin. Hayvan haklarının korunması senin haklarının korunmasını da etkiler mi?
  5. Yukarıda açıkladığımız taleplerden sana tanıdık gelenler oldu mu? Daha önce hayvanat bahçelerine, yunus parklarına, alışveriş merkezlerine ya da akvaryumlara gitmiş olabilirsin. Bu hayvanların yaşam ortamları sana nasıl hissettirdi, neler düşündün? Belki hayvanat bahçelerinde yaşayan hayvanların tekrarlayan hareketleri, insanlardan kaçmaları dikkatini çekmiştir. 

Hayvanlar özgür olmalı ve ait oldukları coğrafyalarda yaşamalı. Bu mekanlara gitmeye devam edersek orada yaşayan hayvanların kendi yaşam alanlarından çok uzakta, birer kafeste ya da akvaryumda yaşamaya devam etmelerine destek vermiş oluyoruz. Bir kutup ayısı, yunus, aslan, maymun ve birçok hayvan hayatında hiçbir insan görmeden yaşayabiliyorsa, biz de yapabiliriz! :). Merak ettiğimiz hayvanların hayatını anlatan çok güzel belgeseller, kitaplar var, onları izleyerek ve okuyarak hayvanlar hakkında fikir sahibi olabiliriz. Planet Earth, Our Planet, Blue Planet gibi belgeselleri izleyebilir, BBC, National Geographic, Netflix gibi platform ve kanalların hayvanlarla ilgili içeriklerine göz atabilirsiniz.

  1. Çevrene bu yasa sürecini ve taleplerimizi anlatabilirsin, ne kadar çok insan konuşursa ve gündem olursa, yasa yapan politikacıların da dikkatini çekmiş oluruz. Taleplerimizi daha ayrıntılı incelemek istersen internet sitemize göz gezdirebilirsin.
  2. Sosyal medya hesaplarımızdan paylaşmamız için, sana göre hayvan haklarının ne demek olduğunu ve taleplerimizi anlatan kendi çizdiğin bir resmi, yazdığın bir şiiri, yazıyı, çektiğin bir fotoğraf ya da videoyu yasamicinyasa@gmail.com adresine gönderebilirsin.
  3. Hayvan haklarını korumak konusunda neler yapılabileceğini, senin neler yaptığını bizlere anlatmak için yine yukarıdaki mail adresine yazabilir, bu konuda çektiğin bir videoyu, fotoğrafı ya da çizdiğin bir resmi de bizimle paylaşabilirsin.
  4. Çevrendeki yetişkinlerle imza kampanyamızı  paylaşabilir, daha çok insanın haberinin olmasını sağlayabilirsin. 

Bir sorun ya da fikrin varsa, Twitter hesabımıza mesaj gönderebilir ya da mail adresimize yazabilirsin.

TBMM’de 11 Mart’ta Gerçekleşen Görüşmenin İçeriğine Dair Notlar

TBMM’de 11 Mart’ta Hayvan Hakları Yasa Teklifi Konusunda Hayvan Hakları Savunucuları ile AKP Milletvekilleri Arasında Gerçekleşen Görüşmenin İçeriğine Dair Notlar

11 Mart Perşembe günü, AKP, Türkiye’nin pek çok farklı şehrinden gelen 50’ye yakın hayvan hakları savunucusunun katılımıyla TBMM’de bir toplantı düzenledi. Özlem Zengin’in başkanlığında Mustafa Yel, Yunus Kılıç, Zeynep Yıldız, Serap Yahşi ve Rümeysa Kadak’ın katılımıyla düzenlenen, Hayvan Hakları Kanunu’nun konuşulduğu toplantı 14.30’da başladı, 22.45’te sona erdi. Gelen bütün hak savunucuları gibi bizler de yasa taslağının toplantıya katılanlarla paylaşılacağını düşünmüştük, ancak AKP hazırladığı yasa taslağını bizimle paylaşmadı. Sorularımızı cevaplayacaklarını söyleyen vekiller bazı soruları “çok detay” diyerek geçiştirdi. Ancak bizler, bu detayların uygulamada hayvanların haklarını korumak için önemli olduğunu biliyoruz.


Yıllardır alanda çalışan hak savunucuları olarak, yaşadığımız kötü deneyimlerin paylaşılması ve bu deneyimlerin bizde güvensizlik yarattığının açıklanması vekiller tarafından zaman zaman tepki ile karşılandı. Bizler bu deneyimlerin hayvanların yaşam haklarını korumak için önemli olduğunu; bu deneyimlerin getirdiği güvensizliğin de hayvanlar için yapılabilecek her düzenlemeyi her yönüyle değerlendirmemize sebep olduğunu biliyoruz. Bize “eski yaralar ile bir yere varamayacağımızı” söyleyen vekillere bu yaraların hayvan hakları mücadelesinin yönünü belirleyen temel yapı taşları olduğunu hatırlatmak isteriz.

Toplantı başlangıcında yasa taslağının Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu tavsiye raporunu yüzde 95 yansıttığının belirtilmesine rağmen, vekillerin toplantının devamında verdikleri bilgiler raporda hayvanlar lehine olan maddelerin esnetildiğini gösterdi. Hazırlanan taslakta kürk üretiminin ve sirklerin yasaklanması, 6. maddenin korunması, sahipli-sahipsiz hayvan ayrımının kaldırılması gibi bizler için umut verici maddeler olsa da; hayvanat bahçeleri, yunus parkları, cezalar, hayvan tanımı gibi konularda araştırma komisyonu raporunun çok gerisine düşüldüğünü gördük

Yasa taslağı bize gösterilmediği için tam olarak emin olamamakla birlikte, vekillerin konuşmalarından ve sorularımıza verdikleri sınırlı cevaplardan anladığımız kadarıyla Tarım Komisyonu’na sunulması planlanan teklif ile ilgili detaylar şöyle:

CEVAP ALABİLDİĞİMİZ KONULAR

Belediyelere yaptırım:
Belediye Kanunu’nun ‘Belediyelerin görev, yetki ve sorumlulukları’ başlıklı 14. Maddesine belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerinin de eklenmesi ile 5199 sayılı kanunda düzenlenen bu görev ve sorumluluklar zorunlu hale getirilmiş olacak. Uygulamada çoğunlukla soruşturma izni verilmemesine gerekçe olarak, hayvanlarla ilgili konuların belediyelerin asli görevleri arasında sayılmaması gösteriliyor. Bu değişiklik ile soruşturma izni şartı kaldırılmış olmuyor, sadece görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen belediye başkanları ve çalışanları hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yaptığımız suç duyurularında soruşturma izni verilmesi ihtimali artırıyor. Ayrıca belediyelere görevlerine aykırı davranmaları nedeniyle idari yaptırım da uygulanacağı belirtildi.

Sirkler: Türkiye’de hayvanlı sirk açılmasına ve yurt dışından hayvanlı sirklerin ülkeye girişine izin verilmeyecek.

Avcılık: Tüm tepkilerimize ve avcılığın tamamen yasaklanması istemimize rağmen, av konusunun “5199 kapsamında ele alınmayacağı için kapsam dışı olduğu” ve bu konuda herhangi bir düzenleme yapılmayacağı, gerekirse Kara Avcılığı Kanunu’nda ileride değişiklik yapılabileceği ama şu an için gündemde olmadığı bir kez daha dile getirildi. Mustafa Yel, av turizmi uygulamalarının ise, toplantıda da dile getirilen talepler üzerine yasaklanabileceğini söyledi.

Hayvan tanımı: Araştırma komisyonunun en önemli çıktılarından biri olan hayvanların ‘duygulu varlıklar’ olarak yasada tanımlanması taslakta yer almıyor.

Yasaklı ırklar:
Yine alınıp satılmaları, üretilmeleri yasak olacak. Şu an aile yanında yaşayan hayvanlar 6 ay içinde kısırlaştırma şartı ile aile yanında kalabilecek. Bu hayvanlar çocukların çok yoğun olduğu yerler dışında ağızlık ile gezdirilebilecek. Bakımevlerinde bulunan “sahipli” hayvanlar “sahiplerine” geri verilecek, “sahipsiz” olanlar bakımevinde kalmaya devam edecek. Biz bakımevlerinde ömür boyu hapse mahkum edilen hayvanların da aile yanına yuvalandırılması ve “yasaklı/tehlikeli ırk” tanımlarının/listelerinin tamamen kaldırılması gerektiğini savunuyoruz.

İl Hayvanları Koruma Kurulları: İl Hayvanları Koruma Kurullarında baro temsilcileri yer alacak.

Bakımevi zorunluluğu: Nüfusu 20 binin üstünde olan ilçelerde geçici hayvan bakımevi açma zorunluluğu getirilecek. Yerel yönetimlere hayvanlar için bütçe ayrılacak ve bu şekilde bakımevlerine zorunlu olarak harcama yapmaları sağlanacak. Nüfusu 20 binin altında olani ilçelerdeki hayvanlar çevredeki ilçelere taşınacak. Bu durum uygulamada hayvanlar için ölüm anlamına geleceği için, nüfusun 20 binin altında olan ilçelere de bakımevi açılmasını talep ediyoruz.

Ceza alt sınırı: Bu konuda da araştırma komisyonu raporunun gerisine düşüldüğünü gördük. Komisyon raporunda önerilen hayvana yönelik şiddet fiilleri için belirlenen ‘2 yıl bir ay’lık ceza alt sınırı, AKP yasa teklifinde 6 ay olarak belirlendi. Vekiller geçtiğimiz sene İnfaz Kanunu’nda yapılan değişiklik nedeniyle faillerin hapse girebilmesi için ceza alt sınırının 3 yıl olarak belirlenmesi talebimizi dile getirmemiz üzerine, bir sene içerisinde İnsan Hakları Reform Paketi’yle paralel olacak şekilde İnfaz Kanunu’nda yeni bir değişiklik yapılacağını ve bu değişiklik doğrultusuna ‘ceza ile orantılı hapis’ sisteminin geleceğini, bu sistemde 6 ay ceza alan bir failin bile hapse girebileceğini söylediler. İnfaz Kanunu’nda belirtilen bu değişiklik yapılsa bile, bu değişiklik 2 yıl ve altındaki cezalar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile cezanın ertelenmesi hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği için, faillerin fiilen hapse girmeyecekleri ile ilgili endişelerimiz giderilmiyor.

Sahipli-Sahipsiz hayvan: Mevcut durumda mağduriyet doğuran bu ayrım kaldırılacak.

Çipleme: Sokakta ve evlerde yaşayan hayvanlara çip takma zorunluluğu getirilecek. Çip taktırmayanlara idari para cezası uygulanacak. Böylece terk etme ve belediyelerin başka bölgelere hayvan atmalarının önüne geçileceği söyleniyor. Ancak aşağıda “hayvan terk etme” başlığında henüz giderilmemiş sorunlar nedeniyle bu konunun da bütüncül olarak ele alınamamış olduğunu düşünüyoruz.

Hayvan kürkü: Türkiye’de kürk çiftlikleri kurmak, ticaretini yapmak ve kürk ithal etmek yasaklanacak.

Mobil kısırlaştırma: Uygulamada büyük hak ihlallerine sebep olan mobil kısırlaştırma yasaklanacak. Bu noktada toplantıdaki hayvan hakları savunucuları, kısırlaştırmaların ve belediyenin görev kapsamına giren konuların hiçbir surette özel / taşeron firmalara devredilmemesi gerekliliği üzerinde durdu. AKP’li vekillerin dile getirdiği, Komisyon raporunda da yer alan kısırlaştırma “seferberliği” ibaresinden rahatsızlığımızı bir kez daha hep birlikte dile getirdik ve yapılacak tüm kısırlaştırma işlemlerinin “seferberlik” halinden çok, hayvan sağlığı gözetilerek hayvanlara zarar vermeden yapılması gerekliliğini vurguladık.

Atlı faytonlar ve at arabaları: Komisyon raporunda da önerildiği gibi atlı faytonlar Türkiye çapında yasaklanmayacak. Gerekçe olarak faytonda ya da at arabalarında kullanılmayan atların bakımının yapılmadığı gösterildi.

Canlı hayvan ticareti: Uluslararası canlı hayvan ticaretinin yasaklanmasına dair talebimiz taslakta yer almıyor. Konuyla ilgili olarak yalnızca “hayvanların taşınmasıyla ilgili düzenleme zaten var” denilerek geçiştirildi. Ancak bu düzenleme, kurban bayramında öldürülen hayvanlarla sınırlı; kıtalararası yolculuklarda türlü hastalık ve eziyetlere maruz bırakılan hayvanlar için değil.

Hayvanların haczi: Ticari mal olarak kabul edilen ve parasal değeri olan hayvanlar bakımından haczin yasaklanmasının mümkün olmadığını net olarak belirttiler. Mevcut mevzuatta olduğu gibi evcil hayvanların haczine ilişkin yasak devam edecek.

Hayvan dövüşleri: Sadece köpek ve horoz dövüşlerinin yasaklanacağını belirten vekiller, boğa ve deve güreşlerinin devam edeceğini söyledi. Bizler tüm hayvan dövüşlerinin işkence olduğunu ve istisnasız hepsinin yasaklanması gerektiğini tekrar dile getirdik.

CEVAP ALAMADIĞIMIZ KONULAR

Yunus parkları:
Komisyon raporunda yunus parklarının en geç 2 sene içerisinde kapatılması tavsiye kararını esneten bir öneri ile karşılaştık. Yunus parklarının yasaklanacağı, ancak mevcut tesislerdeki hayvanlar ölene kadar bu yerlerin açık kalacağı söylendi. Yeni hayvan alımının önüne geçilmesi için hayvanların çipleneceği, bu şekilde kaçak yolla yunus parklarının Türkiye sularından hayvan yakalamasının önüne geçileceği belirtildi. Biz yunus parklarının en geç 1 yıl içerisinde kapatılması talebimizi yineledik, çünkü çip ve kimliklendirme olsa bile hayvan alımının bundan sonra da yapılacağı yönünde somut endişelerimiz var. 10 yıldır sayısız ihlal, ihmal ve hayvan ölümü bildirimi karşısında bu tesislere yaptırım uygulamayan ve denetim yapmayan İl Tarım Müdürlükleri ile Tarım ve Orman Bakanlığı, bundan sonrasında da çiplerin denetimini gerektiği şekilde yapmayacaktır. Bu yüzden yunus parklarının Komisyon kararından geri düşmeyecek şekilde kapatılması, mevcut tesislerdeki hayvanların rehabilite edilmesi ve denize geri dönemeyecek durumda olanların ve diğer deniz memelilerinin ömür boyu korunması talebimizi tekrar ettik. Süre sınırı ile ilgili değerlendirmelerinin devam ettiğini belirttiler.

Hayvanat bahçeleri: Toplantının başlarında hayvanat bahçesi ismi ile yeni tesis açılmasının yasak olacağını ama ‘doğal yaşam parkı’ adıyla yeni tesis açılabileceğini, ‘doğal yaşam parkı’ ismini verdikleri bu tesislere hayvan alımının devam edeceğini söyleyen vekiller, toplantının sonlarına doğru, hayvanat bahçelerinin ‘doğal yaşam parklarına’ çevrileceğini, ‘doğal yaşam parkı’ adıyla yeni tesis açılmayacağını, hayvan alımı yapılmayacağını söylediler. Birbirine tamamen zıt bu iki açıklama endişelerimizi daha da artırdı.

Mevcut 40 hayvanat bahçesinde esir edilen binlerce hayvanın ve gelecek nesillerin hayatı, bir toplantı içinde birbiriyle tamamen çelişen açıklamalar yapacak kadar hafife alınamaz. Hayvanat bahçelerinin ismini ‘doğal yaşam parkı’ olarak değiştirmek, hayvanların ömür boyu hapis hayatı yaşamasını, doğal yaşam alanlarından koparılmalarını, bir mal gibi teşhir edilmelerini, korkunç bir hayat yaşamaya zorlanmalarını engellemeyecek. Bu yüzden Meclis Araştırma Komisyonu raporunda tavsiye edildiği gibi hayvanat bahçeleri yasaklanmalıdır. Mevcut tesisler yaban hayat merkezlerine dönüştürülmeli ve hayvanlar kayıt altına alınarak yeni hayvan alımının önüne geçilmesi yoluyla hayvanat bahçelerinin sonu getirilmelidir.

Bakım evlerine kamera: Komisyon raporunun çıktılarından olan geçici hayvan bakımevlerinin 7/24 kamera ile izlenmesi ve bu görüntülerin belediyelerin İnternet sitelerinden yayınlanması konusunun yönetmelik ile düzenleneceği söylenerek geçiştirildi.

Faillerin hayvana yuva olması: Hayvana şiddet uygulayan faillerin bir hayvana yuva olmalarına izin verilmeyeceği söylendi ama bu konunun nasıl takip edileceğine ilişkin net bir açıklama yapılmadı.

Şikayet şartı: Hayvana yönelik suçlarda soruşturma açılması için kimlerin hangi merciye şikayette bulunalabileceği konusunda net bir cevap alamadık. Şikayetlerimizin öncelikle Tarım Orman Bakanlığı tarafından değerlendirilip bu değerlendirme neticesinde uygun bulunanların savcılığa intikal etmesine yönelik bir düzenleme yapılacağı konusundaki endişelerimizi dile getirdiğimizde, suçüstü hallerinde savcılıkların resen soruşturma açma yetkisi olacağı belirtildi. Ancak suçüstü olmayan haller ile ilgili sorularımız, Adalet Bakanlığı’nın personel sayısının yetersiz olduğu ve iş yükünün çok yoğun olduğu şeklinde açıklamalarla geçiştirildi.

Bu şekilde gerekçelerle halkın şikayet hakkının elinden alınması kabul edilebilir değildir. Bunun yanında “sahipli” hayvanın “sahibi” tarafından maruz bırakıldığı şiddet ile ilgili şikayetleri herkesin yapabileceği söylendi. Şikayet şartı ile ilgili olarak, ‘Kim hangi hayvanla ilgili hangi merciye şikayet edebilecek?’, ’Gelen ihbarları kim değerlendirecek?’, ‘Adli vaka olup olmadığına kim karar verecek?’, ‘Otopsiyi kim yapacak?’ gibi sorularımız “bu konular çok detay” denilerek geçiştirildi.

Hayvan deneyleri: Hayvan deneyleri ile ilgili bir düzenlemeden bahsedilmedi. Alternatif yöntemler ve dünyadaki gelişmeler vekiller ile paylaşıldı, fen fakültelerinde hayvan deneyi yapmak istemeyen öğrencilerin etik eğitim haklarının korunması gerektiği belirtildi.

Bakımevi veteriner sayısı: Vekiller, geçici hayvan bakımevlerindeki veteriner sayısının bölgenin insan nüfusuna göre değil de hayvan nüfusuna göre belirlenmesi ile ilgili talebi değerlendireceklerini belirttiler.

Evde hayvan sayısı sınırı: Yasaya evde bulunabilecek hayvan sayısı ile ilgili bir madde eklenemeyeceğini, bu olası kısıtlamaya yönelik tepkilerimizi defalarca belirttikten sonra, vekiller bu konunun yönetmelikle düzenleneceğini söyleyerek yine bu başlığı muğlak bir noktaya çekerek net bir cevap vermediler.

Terk etme: Komisyon raporunda hayvan terk eden kişilere verilecek ceza 10.000 TL olarak belirlenmişti. Yasa teklifinde ise bu miktarın 3.000 TL olarak önerildiğini yeniden dile getirdiler. Vekiller, bu önerilerine gerekçe olarak 10.000 TL’nin özellikle kırsal bölgelerde oldukça yüksek bir meblağ olduğu için tahsil kabiliyetinin olmamasını gösterdiler. Bizler bu konuda meblağın yüksek olmasını, caydırıcılığı artırması açısından özellikle talep ediyoruz. Bu konuda da net bir kanıya varılmadı.

Artırılmış ceza: Hayvanlara bakmakla ve onları korumakla yükümlü olan belediye görevlileri ve Tarım Orman Bakanlığı’na bağlı görevliler hayvana yönelik bir suç işlediklerinde bu durumun nitelikli hal olarak kabul edilmesi ve bu kişilere misli ile ceza verilmesi yönündeki talebimiz vekillerce de makul bulundu ve değerlendirileceği belirtildi.

Petshop ve üretim çiftliklerinde hayvan satışı: Artık petshoplarda kedi ve köpek satılmayacağını söyleyen vekiller, hayvan “satın almak” isteyenlerin “denetlenen” (!) üretim çiftliklerinden kedi köpek alabileceğini, hayvanları da kataloglardaki fotoğraflardan seçebileceklerini belirtti. Her şeyden önce, bu durum hayvanların mal statüsünü ortadan kaldırmadığı gibi, bugüne kadar denetimden asla geçmeyen üretim çiftliklerinde hayvanların damızlık olarak sürekli sömürüleceği, ek mağduriyetler yaratacağı bir düzen kurulması anlamına geliyor. Ek olarak, taleplerimizden biri olan, sadece kedi ve köpeklerin değil, kuş, kemirgen ve sürüngen gibi egzotik/yabani hayvanların da petshoplarda satılmaması talebimize toplantıda da yanıt alamadık. Bu konuda herhangi bir yasak getirilip getirilmeyeceği, sormamıza rağmen söylenmedi. Bizler hayvan üretiminin, ticaretinin ve satışının tamamen yasaklanması gerektiğini yineledik.

Hazırlanan yasa teklifine ilişkin taslağı göremediğimiz ve birçok sorumuza net cevap alamadığımız bir toplantı oldu. Bu yüzden toplantıya katılan kişilerin yaptıkları aktarımlarda eksik kalan kısımları netleştirmek için detaylı bir açıklama yazmaya çalıştık. Cevap alabildiğimiz ve olumlu olan kısımlar kesin değil bu yüzden tüm taleplerimiz için mücadele etmeye devam etmek ve kararlı olmak zorundayız. Bir hafta-on gün içinde tamamlanıp Tarım Komisyonu’na sunulması planlanan teklifin detaylarını öğrenme ve eksik bulduğumuz hususları giderme konusundaki mücadelemiz Tarım Komisyonu’nda da devam edecek. Hayvanların doğuştan gelen haklarını teslim eden, hayvanlar lehine bütüncül ve adil bir Hayvan Hakları Yasası için taleplerimize buradan ulaşabilirsiniz.

Toplantıya Yaşam İçin Yasa bileşenlerinden, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Hayvanlara Adalet Derneği (HAD), Vegan Derneği Türkiye (TVD), Yunuslara Özgürlük Platformu ile Hayvan Haklar ve Etiği Derneği katıldı.

İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu: “Hayvan Hakları Yasası Hemen!”

İZMİR BAROSU’NDAN ÇAĞRI:

Hayvan hakları yasasıyla ilgili birçok STK ve hayvanseverin de üzerinde mutabık olduğu taleplerimizi Meclis’e iletmemize karşın yapılan son açıklamalar nedeniyle hayvanlar aleyhine düzenlemeler içeren, taleplerin dikkate alınmadığı bir yasa teklifinin hazırlanmış̧ olduğundan endişe ediyoruz. Hayvana tecavüzü suç saymayan, caydırıcı cezalar içermeyen, şikayet şartı öngören, hayvan satısını yasaklamayan, yunus parklarını kapatmayan, evde hayvan sayısını sınırlayan özetle hayvanlar aleyhine düzenlemeler içerecek ve onların hak ihlaline uğramasına sebebiyet verecek bir yasa istemiyoruz. Herkesi taleplerimizi içerir dilekçemizi Cimer kanalıyla, İstek sekmesinden sonra (İletişim Başkanlığı seçeneğinin kaldırılmış olması sebebiyle) Tarım Orman Bakanlığı ve/veya Adalet Bakanlığı’nı seçerek göndermeye davet ediyoruz. 

“Cimer metni aşağıdaki linkte olup; Cimer karakter sınırlamasına uygun olarak hazırlanmıştır”

CİMER METNİ İÇİN TIKLAYINIZ