Hayvan Hakları Yasası: Taleplerimiz

Siyasi partilerce oluşturulacak, komisyon görüşmelerinin ardından TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek Hayvan Hakları Yasası’na dair hayvan hakları savunucularının talepleri aşağıdaki gibidir. 

Hayvanların mal ve kaynak statüsünün devam ettirildiği bir yasal düzenlemede haklardan bahsedilemez. Bu doğrultuda hayvanlar için merhamet değil, adalet beklediğimizi; göstermelik düzenlemeler ile geçiştirilen bir kanun değil, hayvanların doğuştan gelen haklarının teslim edildiği, hayvanlar lehine bütüncül bir yasa beklediğimizi bir kez daha vurgulayarak TBMM’ye bir kez daha sesleniyoruz.


TALEPLERİMİZ

1. Anayasal güvence ve hayvan Tanımı: Hayvanların yaşam hakları anayasal güvence altına alınmalı ve Anayasa’da hayvan tanımı yapılmalıdır. Avrupa Birliği Anayasası, birçok AB ülkesinin mevzuatında olduğu gibi, Anayasa’da hayvanlar “doğuştan gelen haklara sahip ve duyguları olan hissedebilen bireylerdir” olarak tanımlanmalıdır. Bu tanım, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunun da en temel çıktılarından biridir. Anayasa’ya “Devlet, doğal hayatı ve hayvanların yaşam haklarını korumak sorumluluğundadır” maddesi eklenmelidir.

Hayvanların yaşam hakları anayasal güvence altına alınmalı ve Anayasa’da hayvan tanımı yapılmalıdır. Anayasa’ya “Devlet, doğal hayatı ve hayvanların yaşam haklarını korumak sorumluluğundadır” maddesi eklenmelidir. @RTErdogan @AvOzlemZengin @yunuskilic36 https://youtu.be/APCR2TVYcR4

2. Sahipli-sahipsiz hayvan ayrımı: TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği üzere, eşitsizlik ve ciddi mağduriyetler doğuran mevcut yasadaki “sahipli – sahipsiz hayvan” ayrımı kaldırılmalıdır.

3. Hapis cezaları: Hayvana yönelik gerçekleşen öldürme, zalimce davranış, işkence, cinsel şiddet, hayvan dövüştürme, bir hayvan neslini yok etme fiillerine, ertelemesiz ve indirimsiz hapis cezası yaptırımı getirilmelidir. Yeni ceza infaz düzenlemelerinin ardından, ceza alt sınırı 3 yıl olarak belirlenmelidir. Hayvana şiddet içeren fiiler için ceza miktarı belirlenirken Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi kapsamında takdiri indirim yapılmamalıdır.

4. Nitelikli hal ve ağırlaştırılmış ceza: Hayvana şiddet içeren fiil Tarım ve Orman Bakanlığı ile belediye görevlileri ve hayvana bakmakla yükümlü olan kişiler tarafından gerçekleştirilirse, bu durum “nitelikli hal” kabul edilerek ağırlaştırılmış ceza uygulanmalıdır.

5. Belediyelerin ceza kapsamına alınması: Belediyelerin mevcut kanundan doğan görevlerini yerine getirip getirmediği denetlenmeli, belediye görevlileri “soruşturma engeline” takılmadan soruşturulmalı ve görevlerini yerine getirmeyen belediyelere ağır idari yaptırımlar getirilmelidir. Söz konusu ceza idari para cezasıysa ceza, bizlerden toplanan vergilerle değil, ihlâli yapan belediye görevlisine kesilerek görevlinin cebinden çıkmalıdır.

6. Soruşturma açma ve şikayet hakkı: Hayvanlara yönelik hak ihlâllerinin soruşturulması konusunda cumhuriyet savcıları re’sen yetkili kılınmalıdır. Böylece hayvana yönelik şiddet fiilleri için soruşturma açılması, herhangi bir kişinin ya da kurumun şikayeti şartına bağlanmamalıdır; vatandaşın şikayet hakkı ellerinden alınmamalıdır.

7. Sokakta yaşayan hayvanlar ve 6. madde: Daha önce defalarca delinmeye çalışılan mevcut 5199 Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi aynen korunmalıdır. Bakımevlerinde rehabilitasyon süresini tamamlayan ve yuvalandırılamayan hayvanlar alındıkları noktaya bırakılmalıdır. Bu maddenin değiştirilmesi hayvanların ormanlara, dağ başlarına, bilinmeze gönderilmesi, halihazırda gözden ve insandan uzak yerlere atılmaların resmi hale getilrilmesi demektir. Sokakta yaşayan hayvanlar sokak sakinleridir. Amaç bu hayvanları barınaklarda tecrit etmek değil, sokakta yaşadıkları sorunları çözmek ve insanların hayvanlarla ortak yaşama kültürüne katkı sağlamak olmalıdır.

8. Hayvan terk etme: Sorumluluğunu aldığı hayvanı terk eden kişiye en az 10.000 TL idari para cezası uygulanmalıdır. Bu kişilerin bir daha bir hayvanın sorumluluğunu almasına izin verilmeyecek bir kayıt sistemi geliştirilmelidir.

9. Petshoplar ve internette hayvan satışı: Petshop’larda evcil ve egzotik hayvan üretimi, ticareti ve satışı yasaklanarak suç kapsamına alınmalı ve failler 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmalıdır. TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği üzere; “evcil ve egzotik hayvan üretimi, ticareti ve satışı” 5651 sayılı Kanun 8/1/a maddesinde sayılan katalog suçlar kapsamına alınmalı ve böylelikle internet üzerinden yapılan hayvan satışı duyuru ve yayınlarıyla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verilmesinin önü açılmalıdır. 

10. Yasaklı/tehlikeli ırk iddiası: “Yasaklı ırk” ve “tehlikeli ırk” tanımları, listeleri kaldırılmalıdır. Halihazırda barınaklarda müebbet hapse mahkum edilen ve ziyaretçilere kapalı olan bölmelerde tutulan bu köpekler rehabilite edilmeli ve aile yanına yuvalandırılmalıdır. Tehlikeli olan bu hayvanlar değil bu hayvanları yetiştirip silah olarak kullanan kişilerdir.

11. Avcılık ve av turizmi: Tükenme noktasına gelen yaban hayatı yasal ve yasadışı avcılık yüzünden ciddi tehdit altında. Nesli tükenen türleri, endemik türleri ve “av hayvanı” olarak tanımlanan pek çok yaban hayvanını zevk, hobi ve spor adı altında katletmeyi hedefleyen avcılık ve av turizmi tamamen yasaklanmalıdır. Çünkü av cinayettir; yasalarla meşrulaştırılamaz.

12. Hayvanat bahçeleri: Hayvanlar için müebbet hapis anlamına gelen hayvanat bahçeleri yasaklanmalı, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği üzere yenilerinin açılmasına izin verilmemelidir. Yeni hayvan alımlarının önüne geçmek amacıyla hayvanat bahçeleri için hayvan ithalatına da yasak getirilmelidir. Halihazırda en az 42 adet olan mevcut tesisler ise, yaban hayatı kurtarma ve rehabilitasyon merkezine dönüştürülmeli; hastane ve veteriner kapasitesi artırılarak yaralı ve bakıma ihtiyacı olan yaban hayvanlarının geçici bakımı için hizmet vermelidir. Aynı zamanda mevcut hayvanların ömrünü tamamlayacağı birere rehabilitasyon merkezi olarak var olmalıdır. 

13. Yunus parkları: Hayvanlar için esaret ve işkence merkezi olan yunus parklarının açılmasına yasak getirilmeli ve hayvanların teşhir, gösteri ve terapi yaptırılmak üzere esaret altında tutulduğu mevcut tüm tesisler en fazla 1 yıl içerisinde kapatılmalıdır. Mevcut tesislerdeki hayvanların ömür boyu bakımını sağlayacak bir koruma modeli için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bu süreçte hayvanların insan sömürüsünden uzak bir şekilde ömürlerini tamamlamaları ve kurtarılan deniz memelileri için Türkiye’de deniz içi deniz memelisi rehabilitasyon merkezi açılması için gerekli adımlar atılmalıdır. Kapatılma sürecinde hayvanların sağlık durumunun takibini yapabilmek için, yerlerine yurtdışından veya Türkiye sularından kaçak yollarla yenilerinin getirilmesini engellemek adına deniz memelisi ithalatının sonlandırılması, deniz memelileri konusunda uzmanlaşmış olan bağımsız veteriner hekimlerin ve akademisyenlerin düzenli sağlık kontrolü yapması ve mevcut tüm hayvanların genetik ve foto-kimliklendirme çalışmalarının yapılarak kayıt altına alınması sağlanmalıdır.

14. Hayvanlı sirkler: Eğitim sürecinde ve ömürlerinin tamamında türlü işkencelere maruz kalan hayvanların hayvanlı sirkler aracılığıyla kötü muamelesine son verilmelidir. Hayvanlı kara sirklerinin ve hayvan gösterilerinin hiçbir çeşidinin kurulmasına ya da ülkeye girişine izin verilmemelidir. Sirk kurma başvurusu bulunmasa dahi bu çerçevedeki gösteriler aynı kapsamda değerlendirilerek yasak kapsamında tutulmalıdır.

15. Hayvan dövüşleri ve yarışları: Hayvan dövüşleri, güreşleri ve yarışları istisnasız bir şekilde yasaklanmalı, faillere ağır yaptırımlar getirilmelidir. Köpek ve horoz dövüşleri gibi, deve ve boğa gibi hayvanların “folklor, gelenek” adı altında, eğlence, spor, kültürel faaliyet veya ticari amaçlarla dövüştürülmesi, güreştirilmesi, boğuşturulması ve yarıştırılması yasaklanmalıdır. Daha agresifleşmeleri için dövüş öncesi çeşitli kimyasallar verilen ya da kızgınlıktayken dövüştürüldüğü için ağır yaralanan, hatta hayatını kaybeden bu hayvanların haklarına temelden aykırı olmasının yanı sıra bir iddia ve kumar sektörüne dönüşmüş olan, haksız ve kayıt dışı ekonomik kazanç açısından yasadışı olmasına rağmen kamu kurumlarınca göz yumulan, hatta çeşitli belediye ve kaymakamlıklarca da desteklenen bu işkence gösterileri, barındırdıkları hak ve hukuk ihlalleri nedeniyle 21. yüzyıl Türkiyesinde kabul edilemez. Bu hayvanlara yönelik şiddet eylemi gerçekleştirenler TCK kapsamında yargılanmalı ve mutlaka hapis cezası almalıdırlar. Dövüştürülen hayvanlara el konulmalı ve hayvanlar, uygun şart ve ortamlarda uzmanların gözetiminde rehabilite edilmelidirler.

16. Hayvan deneyleri: Hayvan deneyleri yasaklanmalı, hayvan kullanılmayan bilimsel metotlara hızla geçilmelidir. Fen bilimleri fakültelerinde hayvanlar üzerinde deney yapmak istemeyen öğrenciler için fakülte alternatif yöntemler sunmalı, öğrencilerin etik eğitim hakları korunmalıdır. Bu süreçte deneylerden kurtulan hayvanlar ise, şiddetsiz ve sevgi görecekleri bir ortamda yaşamaları için aktif bir şekilde aile yanına yuvalandırılmalıdır.  

17. Faytonlar ve yük taşımacılığı: Atlı faytonlar ve at arabaları, İstanbul’da olduğu gibi Türkiye’nin diğer illerinde de yasaklanmalı; hayvanların yük taşımak amacıyla kullanılmasına son verilmelidir. Bu sömürüden kurtulan hayvanların hakları güvence altına alınmalı ve kalan yıllarında sömürüden uzak bir yaşam sürmeleri sağlanmalıdır.

18. Kürk çiftlikleri ve ithalatı: TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği gibi hayvanlardan kürk elde etmek, yurtdışından ülkeye işlenmiş ya da işlenmemiş halde kürklerin girişini sağlamak, kürk elde etmek için hayvan yetiştirmek/üretmek kesinlikle yasaklanmalıdır.

19. Mezbahalar, üretim çiftlikleri ve canlı hayvan ticareti: Çiftlik hayvanları diye tanımlanan ancak bizler için sadece hissedebilen bireyler olan hayvanların öldürüldüğü ve sömürüldüğü tesislere 7/24 kamera zorunluluğu getirilmelidir. Bu hayvanların yaşadıkları zulüm gözler önüne serilmelidir. Böyle bir düzenleme, hayvan hakları konusunda toplumsal değişime büyük katkı sağlayacaktır. 21. yüzyıl için utanç kaynağı olan canlı hayvan ticareti yasaklanmalıdır.

20. Havai fişekler: Her sene yüzlerce kuşu öldüren, patlama riski nedeniyle insan hayatı için büyük tehlike arz eden, hem ses kirliliğine hem de havada bıraktıkları kimyasallar yüzünden çevre kirliliğine sebep olan, insan sağlığına zarar veren havai fişekler yasaklanmalıdır.